⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 362
🕐 Son Güncelleme: 17.10.2026 09:27
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- 30 Ağustos 2026 tarihinde Girne açıklarında batan Filo Jet katamaranı, 28 kişinin hayatını kaybettiği ve 267 kişinin etkilendiği büyük bir deniz faciasına yol açtı.
- Girne Kaza Mahkemesi’nde görülen 8. duruşmada, geminin kara kutusundan (VDR) çıkan ses kayıtları, teknik arızaların uzun süredir bilindiğini kanıtladı.
- Şirket yetkililerinin arızalardan haberdar olduğu ve facia öncesi uyarı içerikli e-postaların bilişim sistemlerinden silindiği tespit edildi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne kentinde 30 Ağustos 2026 tarihinde meydana gelen ve 28 kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan Filo Jet faciası, yargı sürecinde kritik bir aşamaya girdi. Girne Kaza Mahkemesi bünyesinde görülen 8. duruşmada ortaya çıkan yeni teknik veriler, facianın göz göre göre geldiğini kanıtlar nitelikte.
Kara Kutu Kayıtlarında Şok Eden İtiraflar
Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Filo Denizcilik Şirket Direktörü Ali Özdülger ve beraberindeki 8 mürettebat, “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme” suçlamasıyla yargılanmaya devam ediyor. Polis Müfettiş Muavini Mehmet Mannaş tarafından mahkemeye sunulan Seyir Veri Kayıt Cihazı (VDR) verileri, gemideki kronik sorunların mürettebat tarafından sürekli dile getirildiğini gösteriyor.
Ses kayıtlarının deşifre edilen ilk 12 günlük bölümünde, Gemi Kaptanı Mustafa Öz’ün “Bu gemi gemi değil, dümen dümen değil” şeklindeki ifadeleri, geminin seyir güvenliğinden ne kadar uzak olduğunu ortaya koyuyor. Benzer şekilde İkinci Kaptan Merve Nur Seraslan’ın geminin komple bakımdan geçmesi gerektiğine dair uyarıları da kayıtlara yansıdı.
İhmaller Zinciri ve Silinen Deliller
Duruşmada paylaşılan bilgiler, sadece geminin teknik arızalarını değil, aynı zamanda idari ihmalleri de gözler önüne serdi. Egzoz yalıtımındaki eksiklikler, jeneratör arızaları ve dümen mekanizmasındaki kronikleşmiş sorunların hiçbirinin resmi mercilere bildirilmediği anlaşıldı. Öte yandan, denizcilik sektöründeki benzer İmeak Deniz Ticaret Odası gündemindeki tartışmalar gibi, deniz güvenliği konusundaki denetim eksiklikleri de tekrar tartışmaya açıldı.
Soruşturmayı derinleştiren polis ekipleri, facianın gerçekleşmesinden yalnızca iki gün önce şirket yönetimine gönderilen uyarı e-postalarının, siber suçlar birimi tarafından incelenirken bilişim sistemlerinden silindiğini tespit etti. Bu durum, olayın sadece teknik bir arıza değil, aynı zamanda bir “delil karartma” girişimi olabileceği ihtimalini güçlendirdi.
Güvenlik Önlemleri ve Sektörel Yansımalar
Deniz taşımacılığında güvenliğin hayati önemi, bu facia ile bir kez daha acı bir şekilde hatırlandı. Ulaşım sektöründeki diğer gelişmeler, örneğin Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolu gibi altyapı projelerinde güvenlik standartlarının ne kadar kritik olduğu, yaşanan bu elim olayla kıyaslanıyor. Kamuoyu, adaletin tecelli etmesini ve benzer faciaların yaşanmaması için daha sıkı denetimlerin getirilmesini bekliyor.



