Gündem

İstanbul’da Kentsel Dönüşüm Sürecini Kaçak Katlar Zorlaştırıyor

İstanbul'da eski binalara eklenen ruhsata aykırı kaçak katlar, yapı güvenliğini tehdit ederken kentsel dönüşüm projelerinin önündeki en büyük engel oluyor.

OKUMA AYARLARI
İstanbul’da Kentsel Dönüşüm Sürecini Kaçak Katlar Zorlaştırıyor
İstanbul’da Kentsel Dönüşüm Sürecini Kaçak Katlar Zorlaştırıyor
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 380
🕐 Son Güncelleme: 17.10.2026 04:02

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • İstanbul’da eski binalara sonradan eklenen ruhsata aykırı kaçak katlar, binanın taşıyıcı sistemine ek yük bindirerek yapı güvenliğini ciddi oranda düşürüyor.
  • Mülk sahipleri, kentsel dönüşüm sonucunda daire metrekarelerinin küçülmesinden endişe duyduğu için sürece dahil olmaktan kaçınıyor.
  • Uzmanlar, 2000 yılı öncesi binalarda teknik performans analizi yapılmasının ve yasal düzenlemelere uygun güçlendirme veya yıkım süreçlerinin şart olduğunu vurguluyor.

İstanbul’da yapı güvenliğini tehdit eden en büyük faktörlerden biri olan ruhsata aykırı kaçak katlar, kentsel dönüşüm sürecinin önünde aşılması zor bir bariyer oluşturuyor. Özellikle Maltepe’de yakın zamanda yaşanan bina çökmesi faciası, kaçak yapılaşmanın yarattığı riskleri bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, kaçak katların sadece yapısal bütünlüğü bozmakla kalmadığını, aynı zamanda mülk sahiplerinin dönüşüm sürecine olan inancını da zedelediğini belirtiyor.

Taşıyıcı Sistem Üzerindeki Ek Yük Tehlikesi

Binalar inşa edilirken kolon, kiriş ve temel sistemleri belirli bir kat sayısı ve yük kapasitesi üzerinden projelendirilir. İnşaat Mühendisi Mustafa Bozyiğit, sonradan eklenen her türlü ruhsatsız yapının binanın statik dengesini bozduğunu ifade ediyor. Bozyiğit, “Bir binanın beton kalitesi ve donatı miktarı, ilk onaylanan projeye göre hesaplanır. Sonradan yapılan kaçak katlar, taşıyıcı sisteme öngörülmeyen bir ek yük bindirir. Özellikle 2000 yılı öncesi inşa edilen binalarda bu durum, olası bir deprem anında felaketi kaçınılmaz kılıyor,” açıklamasında bulundu.

Bu tür riskli yapılarla ilgili AFAD yoğun yağışlara karşı aldığı önlemler gibi, yapı stoğunun güçlendirilmesi veya riskli olanların ivedilikle yıkılması gerekiyor. Ancak süreç sadece teknik değil, aynı zamanda ekonomik gerekçelerle de tıkanıyor.

Mülk Sahiplerinin “Metrekare” Endişesi

Kentsel dönüşümün önündeki en büyük sosyal engellerden biri ise dairelerin küçülmesi korkusu. Güncel imar yönetmelikleri, eski binaların mevcut halinden daha az inşaat hakkı tanıdığında, kaçak katlarla genişlemiş daire sahipleri dönüşüme karşı çıkıyor. Bölge sakinlerinden Mehmet Ayas, “Eski binalarda kaçak katlarla büyütülmüş 100 metrekarelik bir daire, yeni yönetmeliklere göre dönüştürüldüğünde 60-70 metrekareye düşüyor. İnsanlar hak kaybına uğramamak için binalarını yeniletmekten çekiniyor,” diyerek durumu özetliyor.

Şehir genelindeki bu dönüşüm sancısı, dar gelirli ailelerde geçim kaygısı ile birleştiğinde, mülk sahiplerinin sürece olan direncini daha da artırıyor. Oysa 3194 Sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesi, ruhsata aykırı yapılar için 30 gün içinde düzeltme veya yıkım zorunluluğu getiriyor. Ancak uygulamadaki aksaklıklar ve uzlaşmazlıklar, güvenli konutlara erişimi yavaşlatıyor.

Uzmanlar, kentsel dönüşümün hız kazanması için sadece teknik incelemelerin değil, aynı zamanda hak sahiplerini mağdur etmeyecek teşvik edici hukuki modellerin geliştirilmesi gerektiğini savunuyor. Aksi takdirde, metropoldeki eski binalar, olası afetler için büyük bir risk faktörü olmaya devam edecek.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir