⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 375
🕐 Son Güncelleme: 17.10.2026 14:17
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Kasapoğlu, Dünya Gıda Günü kapsamında küresel açlık ve gıda güvenliği sorunlarına dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulundu.
- Gıda israfının sadece yiyecek kaybı değil, su, toprak ve emek gibi kaynakların da kaybı olduğunu vurguladı.
- Gıdanın bir silah olarak kullanılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, gıdaya erişimin temel bir insan hakkı olduğunu ifade etti.
Dünya Gıda Günü kapsamında gerçekleştirilen değerlendirmelerde, küresel gıda güvenliği ve gıda israfıyla mücadele konuları ön plana çıktı. Milyonlarca insanın açlıkla mücadele ettiği, milyarlarca insanın ise sağlıklı gıdaya erişim noktasında zorluk yaşadığı bir dönemde, teknolojik ilerlemelere rağmen bu tablonun sürmesi insanlık adına büyük bir çelişki olarak nitelendirildi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Kasapoğlu, gıda güvenliğinin sağlanması için hem yerel hem de küresel ölçekte stratejik adımlar atılması gerektiğini belirtti.
Gıda İsrafı ve Kaynakların Korunması
Küresel gıda raporlarındaki verilere dikkat çeken Kasapoğlu, üretilen gıdanın önemli bir kısmının henüz sofraya ulaşmadan kaybedildiğini veya tüketim aşamasında israf edildiğini söyledi. İsrafın boyutlarının sadece çöpe giden yiyeceklerle sınırlı olmadığını vurgulayan Kasapoğlu, “Her lokmayla birlikte o gıdanın üretiminde kullanılan suyun, toprağın, enerjinin ve çiftçinin emeğinin de kaybedildiğini unutmamalıyız” dedi. Tarımsal verimliliğin sürdürülebilirliği için atıkların geri kazandırılmasının önemine değinen Kasapoğlu, örneğin zeytin atığından yeni nesil gübre üretilmesi gibi döngüsel ekonomi modellerinin kaynakların korunmasında kritik rol oynadığını ifade etti.
Sıfır Atık: Küresel Bir Strateji
Sayın Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık çalışmalarının, çevre duyarlılığını aşarak küresel bir harekete dönüştüğünü belirten Kasapoğlu, Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Sıfır Atık Günü’nün kabul edilmesinin bu başarının bir göstergesi olduğunu söyledi. Atıkların yeniden değerlendirilmesinin tarımsal verimlilik açısından hayati olduğunu kaydeden Kasapoğlu, “İsrafı yönetemiyorsak kıtlığı yönetmemiz mümkün değil” diyerek uyarısını yineledi.
Gıda Güvenliği ve İnsani Haklar
Savaş ve çatışmaların gıda güvensizliğinin en büyük tetikleyicileri arasında yer aldığını belirten Kasapoğlu, özellikle Gazze’de sivillerin gıdaya ve temiz suya erişiminin engellenmesine yönelik uygulamaları sert bir dille eleştirdi. Gıdanın bir silah olarak kullanılmasının asla kabul edilemeyeceğini vurgulayan Kasapoğlu, gıdanın ticari bir emtiadan ziyade bir yaşam hakkı olduğunu ifade etti. Küresel ekonomik dalgalanmalar ve gıda fiyatlarındaki artışın yarattığı toplumsal etkiler, dünyada hayat pahalılığı protestoları gibi çeşitli sosyal hareketleri tetiklerken, gıdaya erişimin istikrar için ne kadar kritik olduğu bir kez daha ortaya çıktı.
Türkiye’nin küresel krizler karşısında çözüm üretme iradesini vurgulayan Kasapoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde hayata geçirilen Karadeniz Tahıl Koridoru Girişimi gibi projelerin, dünya gıda arzının sürekliliği için hayati bir önem taşıdığının altını çizdi.



