⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 392
🕐 Son Güncelleme: 18.10.2026 14:06
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Dr. Farid Shafiyev, Karabağ’ın kontrolünün yeniden sağlanmasının ardından Azerbaycan’ın değişen güvenlik önceliklerini analiz etti.
- Analizde, Ermeni milliyetçiliği gibi dış odaklı tehditlerin yerini, toplumsal tabanı daha güçlü olabilen dini radikalleşme ve hibrit savaş yöntemlerine bırakabileceği vurgulandı.
- Laikliğin, Azerbaycan’daki farklı inanç grupları arasındaki toplumsal barışın ve devlet güvenliğinin temel güvencesi olduğu belirtildi.
Azerbaycan’ın dış politika ve güvenlik stratejilerinin şekillenmesinde kritik bir rol oynayan Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi (AIR Center) Başkanı Dr. Farid Shafiyev, ülkenin değişen güvenlik paradigmasına dair kapsamlı bir analiz yayımladı. Karabağ meselesinin askeri aşamasının tamamlanmasıyla birlikte Bakü’nün stratejik odak noktasının kaydığını belirten Shafiyev, yeni dönemde “hibrit tehditlerin” ön plana çıkacağı konusunda uyarılarda bulundu.
Karabağ Sonrası Değişen Güvenlik Öncelikleri
Eski büyükelçi ve akademisyen Shafiyev, hazırladığı “Kale ile açık kapı arasında: Azerbaycan’ın güvenlik, laiklik ve hibrit savaş politikası” başlıklı çalışmasında, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in güvenlik vizyonunu temel aldı. Azerbaycan’ın güvenliğinin; güçlü bir ordu, ekonomik bağımsızlık, çok yönlü dış politika ve laik devlet yapısı olmak üzere dört ana sütun üzerine inşa edildiğini ifade eden uzman, bu unsurların korunmasının hayati önem taşıdığını belirtti.
Dünya genelindeki siyasi hareketlilikler, örneğin Kiev’de Belediye Başkanı Kliçko’ya İstifa Protestosu olaylarında görüldüğü gibi, toplumsal dinamiklerin ne kadar hızlı değişebileceğini göstermektedir. Shafiyev’e göre Azerbaycan da benzer şekilde, artık askeri çatışmalardan ziyade toplumsal yapıyı hedef alan yeni nesil tehditlerle karşı karşıyadır.
Dini Radikalleşme ve Hibrit Tehditler
Shafiyev’in analizindeki en çarpıcı nokta, dini radikalleşmenin bir güvenlik sorunu olarak tanımlanması oldu. Ermeni milliyetçiliğinin Azerbaycan toplumu içerisinde geniş bir tabana ulaşamadığını hatırlatan Shafiyev, dinin bireysel ve duygusal yönünün, radikal gruplar tarafından istismar edilmesini kolaylaştırdığını savundu. Küçük ancak örgütlü yapıların, toplumsal düzeni bozma potansiyeline dikkat çeken analizde, bu durumun geçmişteki bazı küresel hareketlerle benzerlikler taşıdığına değinildi.
Küresel ölçekteki yapısal değişimler, küresel elektrik ihtiyacında temiz enerjinin rolünün artması gibi alanlarda olduğu gibi, devletlerin stratejik güvenlik önceliklerini de yeniden şekillendirmektedir. Azerbaycan özelinde bu değişim, bilgi savaşları ve toplumsal kutuplaşma gibi hibrit unsurları gündemin merkezine taşımaktadır.
Laikliğin Toplumsal Barış İçin Rolü
Azerbaycan’ın çok kültürlü yapısına vurgu yapan Shafiyev, laikliğin sadece anayasal bir madde değil, bir toplumsal barış sigortası olduğunu ifade etti. Şii, Sünni, Hristiyan ve Yahudi topluluklarının bir arada yaşayabilmesinin ancak laik bir çerçeve ile mümkün olabileceğini belirten Shafiyev, dini radikalizmin bu dengeyi bozabileceği konusunda uyarıda bulundu. Devletin, tüm vatandaşların dini haklarını tarafsız bir şekilde güvence altına almasının, iç huzurun korunması adına en kritik unsur olduğu vurgulandı.



