⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 418
🕐 Son Güncelleme: 18.10.2026 04:34
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- SES Genel Başkanı Nazan Karacabey, Türkiye’deki sosyal hizmetlerin “hak temelli” bir yapıdan uzaklaşarak “yardım temelli” politikalara dönüştüğünü açıkladı.
- Sosyal hizmet çalışanlarının aşırı iş yükü, şiddet, mobbing ve tükenmişlik gibi ciddi mesleki sorunlarla karşı karşıya olduğu belirtildi.
- Ekonomik krizlerin etkisiyle çocuk, kadın, yaşlı ve engelli gibi hassas grupların sosyal hizmetlere olan ihtiyacının arttığı, ancak altyapının yetersiz kaldığı vurgulandı.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Başkanı Nazan Karacabey, Türkiye genelinde sosyal hizmetler alanında yaşanan yapısal sorunları ve politika eksikliklerini gündeme taşıdı. Sosyal hizmetlerin geniş bir çalışma ağına sahip olmasına rağmen, mevcut uygulamaların vatandaşlık haklarından ziyade geçici yardımlar üzerine kurulduğunu belirten Karacabey, sistemin sürdürülebilirliği konusunda ciddi uyarılarda bulundu.
Sosyal Hizmetlerde Yardım ve Hak Ayrımı
Sosyal hizmet alanının kadınlardan çocuklara, yaşlılardan engellilere ve toplum ruh sağlığından sosyal yardımlara kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsadığını ifade eden Karacabey, mevcut durumun toplumsal adalet duygusunu zedelediğini savundu. İktidarın yürüttüğü politikaların hak temelli bir sosyal devlet anlayışından uzaklaştığını dile getiren Karacabey, sosyal desteklerin daraltıldığını ve hizmetlerin personel, bütçe ve altyapı yetersizlikleriyle karşı karşıya bırakıldığını söyledi.
Türkiye’nin içinden geçtiği çok yönlü ekonomik ve sosyal krizlerin, özellikle dezavantajlı gruplar üzerindeki etkisinin derinleştiğini belirten Karacabey, bu süreçte sosyal hizmetlere duyulan ihtiyacın katlanarak arttığını ifade etti. Bu noktada, 2027 bütçesinde sosyal konut ve yoksullukla mücadele önceliği gibi konuların tartışıldığı bir dönemde, sosyal hizmetlerin bütçe ve personel planlamasının hayati önem taşıdığını hatırlattı. Sosyal politikaların güçlendirilmemesinin, toplumsal kırılganlığı artırdığına dikkat çekildi.
Çalışanların Tükenmişlik ve Şiddet Sorunu
Sosyal hizmet emekçilerinin karşılaştığı zorluklar, sadece hizmet kalitesini değil, çalışanların ruhsal ve fiziksel sağlığını da tehdit ediyor. Karacabey, meslek gruplarının etik ve bilimsel standartların çok üzerinde bir dosya yüküyle çalıştığını, bu durumun ciddi bir tükenmişliğe yol açtığını belirtti. Özellikle çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet ve afetler gibi travmatik süreçlerle doğrudan temas halinde olan çalışanların, “ikincil travma” riskiyle karşı karşıya kaldığı vurgulandı.
Çalışma ortamlarında şiddetin normalleştiğini ifade eden Karacabey, sosyal hizmetlerde yaşanan şiddet olaylarının yalnızca bir güvenlik meselesi olmadığını, aynı zamanda kamusal hizmetlerdeki aşınmanın bir sonucu olduğunu söyledi. Yoksullaşan ve haklarına erişemeyen vatandaşların öfkesinin çoğu zaman kamu emekçilerine yöneldiğini belirten Karacabey, sistemin eksikliklerinin çalışanlar üzerinden kapatılmaya çalışılmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi. Bu bağlamda, 2027 yılı bütçe teklifi ve bakanlıkların ödenek dağılımı süreçlerinde sosyal hizmetlerin iyileştirilmesi için gerekli kaynakların ayrılması gerektiği vurgulandı.
Mesleki Bağımsızlık ve Nitelikli Hizmet Talebi
Haziran ayında düzenlenen “Sosyal Hizmetlerde Klientalizm, Hak Temelli Yaklaşım ve Mesleki Bağımsızlık Çalıştayı” sonuçlarına değinen Karacabey, yapılan anketlerin çalışanların insan odaklı mesleklerinden uzaklaştırıldığını kanıtladığını söyledi. Yoğun iş yükü, baskı ve mobbingin hizmet kalitesini düşürdüğünü belirten sendika başkanı, sosyal hizmetlerin yeniden hak temelli, bilimsel ve nitelikli bir yapıya kavuşturulması çağrısında bulundu.



