Gündem

Ahmet Özer’den Esenyurt Açıklaması: Seçilmiş Başkan Göreve İade Edilmeli

Esenyurt Belediyesi'ne atanan kayyımın değiştirilmesinin ardından Ahmet Özer, sorunun bir kayyımı diğeriyle değiştirmek olmadığını vurguladı.

OKUMA AYARLARI
Ahmet Özer'den Esenyurt Açıklaması: Seçilmiş Başkan Göreve İade Edilmeli
Ahmet Özer'den Esenyurt Açıklaması: Seçilmiş Başkan Göreve İade Edilmeli
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 481
🕐 Son Güncelleme: 19.10.2026 20:23

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve hakkında hukuki süreç devam eden Ahmet Özer, belediyeye yeni bir kayyım atanması kararını eleştirdi.
  • Esenyurt Belediyesi’ne kayyum olarak atanan Can Aksoy’un görevden alınarak İstanbul Vali Yardımcılığına devam edeceği duyuruldu.
  • Özer, mevcut durumun halkın iradesini yansıtmadığını belirterek, asıl çözümün seçilmiş belediye başkanının görevine iade edilmesi olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin en kalabalık ilçelerinden biri olan İstanbul’un Esenyurt ilçesinde yerel yönetim gündemi hareketliliğini koruyor. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında başlatılan terör soruşturması kapsamında İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmış, bu gelişmenin ardından belediyeye kayyum olarak Can Aksoy atanmıştı. Yaşanan son idari tasarruflarla birlikte Esenyurt Belediyesi’ndeki kayyım yönetiminde değişikliğe gidildiği kamuoyuna yansıdı.

Esenyurt Belediye Başkanlığı görevine vekaleten bakan Can Aksoy’un görevden alındığı ve görevine İstanbul Vali Yardımcısı olarak devam edeceği açıklandı. Bu idari değişikliğin ardından, 30 Ekim 2024 tarihinde düzenlenen operasyonla tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan eski Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, sosyal medya hesabından dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu. Özer, yapılan atamaların ve görevden almaların Esenyurt halkının temel sorunlarını çözmekten uzak olduğunu savundu.

“Esenyurt’un İhtiyacı Yeni Bir Kayyım Değil”

Görevden uzaklaştırılmasına ve hakkında yürütülen yargı süreçlerine rağmen halkın iradesinin sandıkta tecelli ettiğini savunan Özer, yaptığı yazılı paylaşımda çok net mesajlar verdi. Bir kayyımın başka bir kayyımla değiştirilmesinin sorunu ortadan kaldırmadığını belirten Özer, şu ifadeleri kullandı: “Esenyurt’ta çözüm, bir kayyımı başka bir kayyımla değiştirmek değil, halkın iradesini yeniden hâkim kılmaktır. Esenyurt’un ihtiyacı yeni bir kayyım değil, seçilmiş belediye başkanının görevine iade edilmesidir.”

Kayyım yönetimi döneminde ortaya atılan çeşitli yolsuzluk iddialarının da üstünün örtüldüğünü öne süren Özer, iddiaların şeffaf bir şekilde araştırılması gerektiğini dile getirdi. Türkiye genelinde son dönemde yaşanan idari ve siyasi gelişmeler, tıpkı Murat Emir’den SPK Başkanı’nın istifasına tepki haberlerinde olduğu gibi kamuoyunda şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını alevlendiriyor. Yerel yönetimlerde yaşanan bu tarz değişimler, vatandaşların hak arama süreçlerini ve idari denetim mekanizmalarını da doğrudan etkiliyor.

Milli İrade ve Demokrasi Vurgusu

Sandıkta ortaya çıkan iradenin yalnızca seçim günlerinde değil, her koşulda korunması gerektiğini belirten Ahmet Özer, görevine dönmesinin sadece kendi hukuki hakkı olmadığını, aynı zamanda Esenyurt halkının ortak talebi olduğunu vurguladı. Özer, açıklamasının devamında şunları kaydetti:

“Sandıkta tecelli eden milli iradenin gereğini yerine getirmek, demokrasinin ve hukuk devletinin vazgeçilmez şartıdır. Esenyurt halkının oylarıyla seçilmiş belediye başkanı olarak görevime dönmem, yalnızca benim değil, iradesi yok sayılan Esenyurt halkının da beklentisidir.”

Yerel yönetimlerde yaşanan bu tür krizlerin çözümü için hukuki süreçlerin şeffaf işletilmesi gerektiği uzmanlar tarafından da sıkça dile getiriliyor. Ülke genelindeki diğer belediye ve kurum denetimlerinde olduğu gibi, idari kararların kamu vicdanını tatmin etmesi büyük önem taşıyor. Benzer şekilde, yerel idarelerdeki hizmet akışının kesintiye uğramaması adına atılan adımlar, tıpkı Bedaş, İstanbul Avrupa Yakası’ndaki muhtarlarla bir araya geldi buluşmalarında olduğu gibi yerel dinamiklerin ve halkın temsilcilerinin çözüm süreçlerine dahil edilmesini zorunlu kılıyor.

Esenyurt’ta yaşanan son gelişmelerin ardından siyasi partilerin ve yerel aktörlerin nasıl bir tutum sergileyeceği, önümüzdeki günlerde bölgedeki siyasi hareketliliğin ana eksenini oluşturmaya devam edecek.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir