Gündem

Şile Belediyesi davasında itirafçı dilekçesi krizi yaşandı

Şile Belediyesi davasının ilk duruşmasında, itirafçı Durmuş Gümüş'ün UYAP'ta yer almayan dilekçesi tartışma yarattı. Avukatlar arasında gerginlik çıktı.

OKUMA AYARLARI
Şile Belediyesi davasında itirafçı dilekçesi krizi yaşandı
Şile Belediyesi davasında itirafçı dilekçesi krizi yaşandı
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 387
🕐 Son Güncelleme: 19.10.2026 19:33

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Tutuklu Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın da aralarında bulunduğu 53 sanıklı davanın ilk duruşması İstanbul Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
  • Duruşmada, etkin pişmanlıktan yararlanan Durmuş Gümüş’ün UYAP sisteminde ve ön büro kayıtlarında görünmeyen 10 sayfalık dilekçesi avukatlar arasında tartışma konusu oldu.
  • Avukatlar belgenin üzerinde tarih, kayıt numarası ve idari teslim bilgisi bulunmadığını belirtirken, Gümüş imzanın kendisine ait olduğunu ancak dilekçeyi kendisinin yazmadığını ifade etti.

Türkiye’nin gündeminde geniş yankı uyandıran ve aralarında tutuklu Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın da bulunduğu 12’si tutuklu toplam 53 sanığın yargılandığı Şile Belediyesi davası, İstanbul Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Yargılamanın ilk gününde, davanın seyrini etkileyebilecek nitelikte usul tartışmaları ve belge krizleri yaşandı.

Duruşmada, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak ifade verdikten sonra tahliye edilen Durmuş Gümüş’ün beyanları ve bu beyanların yer aldığı dilekçenin dosyaya resmiyetsiz bir şekilde dahil edildiği iddiası salonda gerginliğe neden oldu. Daha önce basına da yansıyan iddialara göre Gümüş, belediyede çok kısa süre görev yapmasına rağmen 15 ayrı başlıkta etkin pişmanlıkta bulunmuş ve ifadelerinde sıkça duyumlara dayalı bilgilere yer vermişti.

UYAP’ta Olmayan Dilekçe Heyet ve Avukatları Karşı Karşıya Getirdi

Duruşma esnasında söz alan avukat Baran Yeltekin, dava dosyasını fiziki olarak incelediğinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nde (UYAP) kaydı bulunmayan 10 sayfalık bir dilekçeyle karşılaştığını açıkladı. Bilgisayar ortamında hazırlanan ve altında Gümüş’ün ıslak imzasının yer aldığı belgenin üzerinde herhangi bir tarih ibaresinin bulunmadığına dikkat çekildi.

Avukat Yeltekin, dilekçenin hazırlandığı dönemde sanığın tutuklu olduğunu hatırlatarak, cezaevinden savcılığa gönderilen evraklarda zorunlu olan idari teslim ve kayıt bilgilerinin belgede yer almadığını vurguladı. Savcılığa sunulan her türlü resmi evrakın UYAP veya ilgili ön bürolar aracılığıyla sisteme işlenmesi gerektiğini belirten Yeltekin, söz konusu belgede teslim alındığına dair bir mühür, kayıt numarası veya bir avukat tarafından sunulduğunu gösteren resmi bir ibarenin bulunmadığını ifade etti.

İtirafçı Gümüş’ten Çarpıcı İtiraf: “İmza Bana Ait Ama Ben Yazmadım”

Yaşanan tartışmalar üzerine mahkeme salonunda belgenin sahibi Durmuş Gümüş’e sorular yöneltildi. Avukat Yeltekin’in dilekçedeki imzanın kendisine ait olup olmadığını sorması üzerine Gümüş, belgedeki imzanın kendisinin olduğunu kabul etti. Ancak Gümüş, söz konusu dilekçeyi bizzat kendisinin kaleme almadığını belirtti.

Bu beyanın hemen ardından söz alan Durmuş Gümüş’ün avukatı, dilekçenin müvekkilinin şifahi anlatımları doğrultusunda hazırlandığını, ardından müvekkiline imzalatılarak doğrudan savcılığa teslim edildiğini açıkladı. Yapılan bu açıklama, duruşmayı izleyen diğer sanık avukatlarının sert tepkisine yol açarken, salonda kısa süreli bir tartışma yaşandı. Mahkeme heyeti tarafları sakinleştirmeye çalışarak duruşmaya kaldığı yerden devam etti.

Benzer hukuki gelişmelerin ve yargı süreçlerinin yakından takip edildiği bu günlerde, adli makamların vereceği kararlar kamuoyu tarafından büyük bir dikkatle izleniyor. Yargılama sürecindeki usul tartışmalarının sonraki duruşmalarda davanın seyrini nasıl etkileyeceği ise şimdiden merak konusu oldu.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir