⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 412
🕐 Son Güncelleme: 20.10.2026 09:34
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Fransa’da yarım milyondan fazla kişinin katıldığı şiddet olayları ve kamu binalarının ateşe verilmesi, İngiltere’deki grupları harekete geçirdi.
- İngiltere’de 20 Kasım Cuma günü Londra başta olmak üzere Manchester, Liverpool ve Bristol gibi kentlerde eş zamanlı eylemler planlanıyor.
- Eylemciler; savunma bütçesinin kesilmesi, eğitime daha fazla kaynak ayrılması ve Filistin’e destek verilmesi taleplerini dile getiriyor.
Fransa’da son günlerde yaşanan ve kamu binalarının ateşe verilmesiyle sonuçlanan geniş çaplı sokak hareketleri, Manş Denizi’nin karşı kıyısına, İngiltere’ye sıçrama aşamasına geldi. Fransa’daki kaos dalgasından ilham alan İngiltere merkezli sol gruplar, savaş karşıtı hareketler ve Filistin destekçisi öğrenci toplulukları, benzer bir seferberlik başlatmak için çağrıda bulundu.
İngiltere’de Büyük Eylem Hazırlığı
İnternet üzerinden organize olan gruplar, Kasım ayının son haftasında İngiltere genelinde geniş çaplı bir protesto dalgası başlatmayı hedefliyor. Planlanan eylemlerin merkezinde 20 Kasım Cuma günü başkent Londra’daki Trafalgar Meydanı yer alıyor. Protestocuların sadece Londra ile sınırlı kalmayıp; Manchester, Liverpool, Bristol ve Leicester gibi sanayi ve öğrenci nüfusunun yoğun olduğu şehirlerde de eş zamanlı olarak sokağa dökülmesi bekleniyor.
Öğrencilerin dersleri boykot etme, çalışanların ise iş bırakma çağrısı yaptığı bu süreçte, taleplerin odağında ekonomik ve siyasi reformlar bulunuyor. Özellikle savunma harcamalarının azaltılması ve bu bütçenin eğitime ile istihdama aktarılması en önemli maddeler arasında yer alıyor. Bu tür kitlesel talepler, eğitim sistemlerindeki dinamiklerin toplumsal hareketlilikteki rolünü bir kez daha gündeme taşıyor.
Eylemcilerin Talepleri ve Sosyal Medya Etkisi
Eylemciler, Fransa’daki hareketin bir parçası olmaktan gurur duyduklarını belirterek sosyal medya üzerinden geniş kitlelere ulaşıyor. Gruplar, İsrail’e karşı durulması ve Filistin’e destek verilmesi konusundaki kararlılıklarını vurgularken, Londra polisine yönelik eleştirel yaklaşımlar da dikkat çekiyor. Bazı aktivistler, Metropolitan polisinin Paris’teki sert müdahale ekipleri kadar caydırıcı olamayacağını iddia ederek kolluk kuvvetlerinin yetersiz kalacağını öne sürüyor.
Bu tür kitlesel ve dijital tabanlı hareketlilikler, uluslararası siyasi dengelerin ve küresel protesto kültürünün nasıl evrildiğini gösteren kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Fransa’daki Durum ve Siyasi Kriz
İngiltere’deki bu hareketlilik, Fransa’da yaşanan ağır tahribatın hemen ardından geldi. Fransa’da okul koşullarını protesto eden öğrencilerin başlattığı gösteriler, kısa sürede 500 bini aşkın kişinin katıldığı, yağma ve çatışmaların yaşandığı bir kaosa dönüştü. Limoges kentinde tarihi belediye binasının ateşe verilmesi ve Paris, Lyon, Marsilya gibi metropollerde araçların yakılması, ülkede kontrolün kaybedildiğini gösterdi.
Yaşanan olaylar Fransız hükümetinde de derin bir krize yol açtı. İçişleri Bakanı Laurent Nunez’in istifasını sunması, ancak Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından güvenlik zafiyeti gerekçesiyle reddedilmesi, siyasi gerilimi tırmandırdı. Macron, yeni polis taktiklerinin derhal devreye sokulması ve istihbarat zafiyetlerinin şeffaf bir şekilde açıklanması talimatını verdi.



