⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 521
🕐 Son Güncelleme: 20.10.2026 12:22
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü tarafından yürütülen araştırmada, İskenderun ve Mersin körfezlerinde dip sudaki oksijen seviyesinin kritik sınırlara gerilediği belirlendi.
- Aşırı yağışlar, karasal atıklar ile nehirlerden taşınan azot ve fosfor yükleri denizlerde ötrofikasyona ve yüksek su bulanıklığına yol açtı.
- Bilim insanları, artan sıcaklıklar ve kirliliğin birleşimiyle ortaya çıkan bu durumun ekosistemi tehdit ettiği ve zararlı alg çoğalması nedeniyle risk oluşturduğu uyarısında bulundu.
Doğu Akdeniz ekosisteminde son yıllarda artan çevresel baskılar, deniz suyu kalitesinde endişe verici sonuçları beraberinde getirdi. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen Akdeniz İzleme Seferi kapsamında 14 bilim insanının hazırladığı raporda, özellikle İskenderun ve Mersin körfezlerinde dip su oksijen seviyelerinin hayati derecede azaldığı belirlendi. Araştırma sonuçları, bölgedeki deniz yaşamının ciddi bir tehdit altında olduğunu ortaya koydu.
Yapılan saha ölçümlerine göre, normal şartlarda dip suyunda litrede 7 miligram seviyesinde seyretmesi gereken çözünmüş oksijen miktarı 4 miligrama kadar geriledi. Neredeyse yarı yarıya yaşanan bu düşüşün, karasal kirlilik girdileri ve yükselen deniz suyu sıcaklıklarının birleşimiyle tetiklendiği kaydedildi.
Karasal Atıklar ve Ötrofikasyon Riski
Bölgede etkili olan aşırı yağışların ardından nehirler ve yerleşim alanlarından denize sürüklenen kirleticilerin körfez içlerinde biriktiği vurgulandı. Şehir atıkları ile tarımsal kaynaklı azot ve fosfor yüklerinin denizlerde aşırı besin maddesi birikimi olarak bilinen ötrofikasyona sebep olduğunu belirten uzmanlar, kirliliğin yalnızca plastik atıklardan ibaret olmadığına dikkat çekti.
Deniz ekosistemindeki değişimler bölgesel bazda farklılık gösterirken, ekolojik dengenin korunmasının hayati önemi her geçen gün daha net anlaşılıyor. Nitekim ülkemiz denizlerindeki biyolojik çeşitlilik zaman zaman farklı tablolar sunabiliyor; örneğin Marmara Denizi’nde balık avı sırasında yunus sürprizi yaşanması gibi canlı gözlemleri sevindirici olsa da kapalı körfezlerdeki kirlilik baskısı canlı yaşamını durma noktasına getirebiliyor.
Su Bulanıklığı Artıyor, Işık Geçirgenliği Düşüyor
Araştırma seferinde tespit edilen bir diğer önemli veri ise deniz suyundaki aşırı bulanıklık oldu. Ölçülen bulanıklık değerlerinin bugüne kadar kaydedilen seviyelerin çok üzerinde olduğunu ifade eden yetkililer, ışık geçirgenliğinin azalmasıyla birlikte zararlı alg çoğalmalarının tetiklendiğini açıkladı. Bu durumun körfez ekosisteminde üreyebilecek mikroskobik canlılar nedeniyle insan sağlığı üzerinde de olumsuz etkiler doğurabileceği kaydedildi.
Çevresel risklerin önlenmesi amacıyla karasal denetimlerin artırılması gerektiği belirtilirken, bölge genelinde denetim mekanizmalarının işletilmesi büyük önem taşıyor. Yerel düzeyde yürütülen hijyen ve çevre denetimleri de bu sürecin bir parçası olarak görülüyor; kısa süre önce Hatay’da fırın denetiminde hijyen kurallarına uyulmadığı ortaya çıktı haberinde olduğu gibi, halk sağlığını doğrudan ilgilendiren her alanda tedbirlerin sıklaştırılması gerektiği vurgulanıyor.
İklim Değişikliği ve Sıcaklık Faktörü
Deniz suyu sıcaklıklarındaki artışın oksijen çözünürlüğünü düşürdüğünü aktaran araştırmacılar, bakteriyel parçalanmanın hızlanmasının oksijen kaybını daha da derinleştirdiğini bildirdi. Antalya Körfezi gibi daha dinamik deniz akıntılarına sahip batı kesimlerinde su kalitesinin nispeten korunduğu, ancak doğu körfezlerinin karasal girdilere karşı son derece hassas olduğu belirtildi.
Altyapı sistemlerinin ve su kaynaklarının doğru yönetimi, deniz kirliliğinin önlenmesinde kritik rol oynuyor. Kentlerin su ve atık yönetimi stratejileri sürdürülebilir çevre politikalarının merkezinde yer alırken, tıpkı metropollerde planlanan altyapı çabaları çerçevesinde İstanbul’da 3 ilçede 11 saatlik su kesintisi yapılacak olması gibi, su kaynaklarının ve atık altyapılarının disiplinli yönetimi denizlerin korunması için de temel şart kabul ediliyor.
Bilim insanları, kirlilik artışı ve iklim değişikliği etkilerinin birleşmesiyle Doğu Akdeniz’de endişe edilen olumsuz senaryonun gerçekleşmeye başladığı uyarısında bulunarak, acil önlem planlarının devreye sokulması gerektiğinin altını çizdi.



