⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 369
🕐 Son Güncelleme: 21.10.2026 01:22
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Uluslararası Af Örgütü, İngiltere’deki üniversitelerin Filistin dayanışmasına yönelik kısıtlayıcı ve baskıcı politikalar izlediğini raporladı.
- Öğrenciler ve akademisyenler; kefiye takmak, slogan atmak veya barışçıl eylemlere katılmak gibi nedenlerle disiplin cezaları ve vize iptali tehditleriyle karşı karşıya kaldı.
- Raporda, bu uygulamaların barışçıl protesto haklarını ihlal ettiği ve özellikle Müslüman öğrencileri orantısız şekilde etkilediği vurgulandı.
Uluslararası Af Örgütü tarafından hazırlanan “Muhalif Seslerin Susturulması: İngiltere Üniversitelerinin Kampüslerdeki Filistin Dayanışmasına Tepkisi” başlıklı yeni bir rapor, Birleşik Krallık’taki eğitim kurumlarının Filistin lehine yürütülen eylemlere karşı izlediği sert tutumu gözler önüne serdi. Raporda, üniversite yönetimlerinin Filistin’e destek veren ifadeleri “İsrail eleştirisi” olarak sınıflandırarak engellediği ve barışçıl protestoları “düzeni bozma” gerekçesiyle bastırdığı belirtildi.
Kampüslerde Kısıtlama ve Disiplin Süreçleri
Rapora göre İngiliz üniversiteleri, Filistin yanlısı toplantıları ve etkinlikleri iptal ederken, kampüslerde kurulan protesto çadırlarını da kaldırma yoluna gitti. İncelenen vakaların büyük çoğunluğunun insan hakları ve hukuk normları çerçevesinde “siyasi açıklama” ve “barışçıl protesto” sınırları içerisinde kaldığı ifade edildi. Ancak öğrenci ve akademisyenlerin; slogan atmak, alkışlamak ya da kefiye takmak gibi sembolik eylemleri nedeniyle ağır disiplin süreçlerine maruz kaldığı kaydedildi.
Özellikle öğrenci ve akademik personelin karşılaştığı yaptırımlar arasında; kampüse giriş yasağı, uzaklaştırma ve akademik unvanların geri alınması gibi ciddi yaptırımlar yer alıyor. Ayrıca, uluslararası öğrencilerin vize statülerinin değiştirilmesi veya iptal edilmesi yönündeki tehditler, kampüslerdeki baskının boyutunu artırıyor. Bu durum, disiplin ve soruşturma süreçleri nedeniyle birçok öğrencinin akademik geleceğinin tehlikeye girmesine yol açıyor.
Müslüman Öğrenciler ve Akademisyenler Orantısız Etkileniyor
Raporun en dikkat çekici bulgularından biri, bu kısıtlamaların görünür şekilde Müslüman olan öğrenciler ile Filistin kimliğini sembolize eden unsurları taşıyanlar üzerinde orantısız bir etkisi olduğunun tespit edilmesi. Bazı vakalarda, disiplin süreçleri henüz tamamlanmadan cezaların uygulandığı ve bu belirsizliğin öğrencilerin ciddi sağlık sorunları yaşamasına neden olduğu belirtildi. Cambridge gibi köklü kurumlarda öğrencilerin mahkemeye başvurmasına yol kadar, LSE gibi üniversitelerde eylemcilerin “terörist” olarak nitelendirilmesi gibi ağır ithamlarla karşılaştığı ifade edildi.
Üniversitelerin, protestoları “izinsiz giriş” olarak tanımlayarak mahkeme tedbirlerine başvurduğu ve öğrencileri para ya da hapis cezası riskiyle karşı karşıya bıraktığı vurgulandı. Raporda ayrıca, bazı üniversitelerin stratejilerini Eğitim Bakanlığı ile paylaştığı ve İsrail ile ilgili bölgesel gelişmeler ışığında ortak güvenlik planlamaları yürüttüğü iddia edildi. Bu durum, üniversitelerin bağımsızlık ve ifade özgürlüğü alanlarının daraldığına dair endişeleri artırıyor.



