⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 372
🕐 Son Güncelleme: 21.10.2026 16:05
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İran Cumhurbaşkanı Pezeshkian, Tahran’da katıldığı bir programda ABD ile diplomatik süreçlerin geleceğine dair önemli açıklamalarda bulundu.
- Müzakerelerin gerçekleşebilmesi için ABD’nin zorbalık dilini bırakması, saldırganlığı durdurması ve İran halkının haklarını resmi olarak tanıması gerektiğini vurguladı.
- Pezeshkian, Washington’un hem tehdit edip hem de müzakere teklif etmesini eleştirerek, geçmişte imzalanan anlaşmalara sadık kalınması çağrısında bulundu.
İran Cumhurbaşkanı Masud Pezeshkian, başkent Tahran’da katıldığı bir televizyon programında, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında uzun süredir devam eden diplomatik tıkanıklık ve müzakere süreçlerine ilişkin çok sert açıklamalarda bulundu. Devlet televizyonuna konuşan Pezeshkian, Washington ile yeniden bir masaya oturulabilmesi için öncelikle ABD’nin mevcut tutumunu değiştirmesi gerektiğini belirtti.
Müzakere İçin “Zorbalığın Terki” Şartı
Pezeshkian, ABD yönetimine yönelik eleştirilerini dile getirirken, diplomatik çözümün ancak karşılıklı saygı ve hakların tanınmasıyla mümkün olabileceğini ifade etti. ABD’nin İran halkının haklarını resmi olarak kabul etmesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı, “Zorbalık dilini bırakmaları ve saldırganlıklarını durdurmaları gerekiyor. Ancak o zaman bir araya gelip gerçek anlamda konuşabiliriz” dedi. Uluslararası siyasi gerilimlerin etkisiyle küresel ölçekte değişimler yaşanırken, Avrupa’da uçak bileti fiyatlarında büyük artış bekleniyor gibi ekonomik yansımalar da jeopolitik istikrarsızlıklardan beslenebiliyor.
Tehdit ve Müzakere Çelişkisi
ABD’nin izlediği politikaların bir çelişki barındırdığını savunan Pezeshkian, Washington’un bir yandan tüm diplomatik kanalları kapatıp tehditler savururken, diğer yandan müzakerelerden bahsetmesinin tutarsız olduğunu söyledi. İran’ın savaş peşinde olmadığını ancak herhangi bir zorbalığa da boyun eğmeyeceğini belirten Pezeshkian, “Tüm yolları kapatıp, tehdit edip aynı zamanda müzakerelerden bahsedemezsiniz” ifadelerini kullandı. Diplomatik süreçlerin hassasiyeti, bazen Özgür Özel’den Ursula von der Leyen’e deniz yetki alanları tepkisi gibi bölgesel ve küresel siyasi tartışmalarda görüldüğü üzere, tarafların duruşunu belirleyen en temel unsur haline geliyor.
Anlaşmalara Sadakat Vurgusu
Geçmiş dönemlerde yapılan anlaşmaların akıbetine de değinen İran lideri, bir anlaşma imzalandıktan sonra tarafların bu taahhütlere sonuna kadar bağlı kalması gerektiğini hatırlattı. Pezeshkian, ABD’nin daha önce imzaladığı anlaşmaları tek taraflı olarak bozmasının güven ortamını zedelediğini ve müzakere zeminini yok ettiğini savundu. İran yönetiminin temel duruşunun, egemenlik haklarının korunması ve uluslararası hukuk çerçevesinde adil bir süreç yürütülmesi olduğunu yineledi.
Pezeshkian’ın bu açıklamaları, Orta Doğu’daki gerilimin düşürülmesi ve nükleer müzakerelerin yeniden canlandırılması noktasında Washington’un nasıl bir adım atacağına dair beklentileri artırdı. Ancak mevcut tabloda, her iki tarafın da sert söylemlerini sürdürmesi, diplomatik çözümün önündeki en büyük engel olarak görülmeye devam ediyor.



