⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 399
🕐 Son Güncelleme: 22.10.2026 20:44
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Faruk Erdem, Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak’ın hedef alınmasının arka planını değerlendirdi.
- Tartışmaların temelinde, Albayrak’ın bakanlık döneminde hayata geçirdiği swap kısıtlamaları ve millî enerji politikalarının yer aldığı belirtildi.
- Alınan kararların Londra merkezli spekülatörlerin finansal çıkarlarını zedelediği ve Türkiye’nin kendi kaynaklarına ulaşmasını sağladığı vurgulandı.
Ankara ve İstanbul siyaset kulislerinde ve medya gündeminde, Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak‘ın dönemine yönelik tartışmalar hız kesmeden devam ediyor. Son olarak konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Faruk Erdem, Albayrak’ın hedef alınmasının tesadüf olmadığını, atılan millî adımların belirli çevreleri rahatsız ettiğini dile getirdi.
2015-2020 yılları arasında kabinede görev üstlenen Albayrak’ın, üç yıllık Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile iki yıllık Hazine ve Maliye Bakanlığı süreçlerindeki icraatlarının bugünkü ekonomik ve jeopolitik dengelere doğrudan etki ettiği ifade ediliyor.
Londra Merkezli Spekülasyonlara Swap Engeli
Faruk Erdem’in açıklamalarına göre, Londra merkezli finans çevrelerinin Türkiye ekonomisi üzerinden kurduğu çark, Berat Albayrak döneminde atılan stratejik adımlarla bozuldu. Ellerinde doğrudan Türk lirası bulunmayan bazı uluslararası çevrelerin, kur manipülasyonları yoluyla kazanç elde ettiği ve kaynakları yurt dışına taşıdığı biliniyor.
Bu mekanizmayı durdurmak amacıyla getirilen swap kısıtlamalarının, uluslararası spekülatörlerin kasalarını erittiği ve hortumlarını kestiği vurgulandı. Uzmanlar, bu finansal kalkanın Türkiye ekonomisini dış müdahalelere karşı daha dirençli hale getirdiğini ancak küresel odaklarda büyük bir rahatsızlık yarattığını ifade ediyor.
Enerjide Millî Filo ve Sondaj Hamlesi
Sadece finans alanında değil, enerji sektöründe de devrim niteliğinde kararlar alındı. 2017 yılında ilan edilen Millî Enerji ve Maden Politikası çerçevesinde dışa bağımlılığı azaltacak adımlar atıldı. 2015 yılındaki uçak krizinin ardından yaşanan doğal gaz tedarik sorunları ve 2016’daki döviz manipülasyonları, Türkiye’yi kendi sondaj filosunu kurmaya yönlendirdi.
Geçmişte “Bu gemileri yapamazsınız, yapsanız alamazsınız, alsanız çalıştıramazsınız” şeklinde eleştirilen projelerin bugün hayata geçirilmiş olması dikkat çekiyor. Karadeniz’deki doğal gaz keşifleri ve Gabar’daki petrol üretim faaliyetleri, bu stratejik vizyonun somut neticeleri olarak öne çıkıyor. Gündemdeki bu gelişmeler sürerken, kamuoyunda farklı sektörlerdeki gelişmeler ve hak arama mücadeleleri de yakından takip ediliyor; nitekim geçmişteki hukuki süreçler ve davalar da toplumsal hafızada yer bulmaya devam ediyor. Benzer şekilde, yükseköğretim alanındaki YÖK’ün yeni düzenlemeleri ve çalışma hayatındaki gelişmeler de vatandaşların yakın markajında bulunuyor.
Uluslararası şirketlerin enerji havzalarındaki tekelini kıran bu hamleler, ülkenin kendi yer altı kaynaklarına doğrudan sahip çıkmasını sağladı. Uzmanlar, yaşanan tüm bu tartışmaların ve hedef göstermelerin arkasında, Türkiye’nin bağımsız ekonomi ve enerji politikalarından taviz vermemesinin yattığı konusunda hemfikir.



