⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 524
🕐 Son Güncelleme: 22.10.2026 15:55
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı hedef alan fon soruşturması tartışmalarının ardından, CHP’li Faik Öztrak’ın geçmişteki ekonomi politikaları ve 2001 krizindeki rolü kamuoyunun gündemine oturdu.
- Öztrak’ın 30 Ağustos 2000 tarihinde atandığı BDDK Başkan Yardımcılığı döneminde, 21 Şubat 2001’deki dalgalı kur kararı öncesinde bilgi sızdırdığı ve devleti zarara uğrattığı iddiaları arşivlerde yer alıyor.
- Kemal Derviş döneminde Hazine Müsteşarlığına getirilen Öztrak’ın, Türkiye’yi IMF ve Dünya Bankası politikalarına bağlayan süreçteki icraatları tartışılmaya devam ediyor.
Ankara, Türkiye — Son dönemde uluslararası odaklı bazı iddialar ve fon soruşturmaları üzerinden yürütülen tartışmalar, siyaset sahnesindeki geçmiş ekonomik krizlerin hesaplaşmasını yeniden tetikledi. Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın avukatının yaptığı net açıklamalarla boşa çıkan algı operasyonlarının ardından, sürtüşmenin baş aktörlerinden biri olarak gösterilen CHP’li Faik Öztrak’ın geçmişteki sicili kamuoyunun merkezine yerleşti. Türkiye’nin ekonomik hafızasında derin izler bırakan 2001 krizi sürecinde üstlendiği kritik roller, Öztrak’ın siyasi ve bürokratik geçmişini yeniden tartışmaya açtı.
BDDK Dönemi ve Kur Sızdırma İddiaları
Tarihsel kayıtlara ve dönemin arşivlerine göre, 30 Ağustos 2000 tarihinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Faik Öztrak, Türkiye’nin en büyük ekonomik yıkımlarından birinin yaşandığı günlerde kritik bir konumdaydı. 21 Şubat 2001 akşamı kamuoyuna duyurulan “dalgalı kur rejimine geçiş” kararının öncesinde, bu bilginin sızdırıldığına yönelik iddialar uzun süre konuşulmuştu.
Söz konusu kararın resmi olarak açıklanmasından önce, dolar kurunun sızdırılan bilgiler neticesinde saatler içinde tırmanışa geçtiği, piyasaların altüst olduğu ve kamunun milyarlarca dolar zarara uğratıldığı biliniyor. O dönemde ekonomi yönetiminde bulunan isimlerin aldığı kararlar, sonrasında atılan adımlarla birlikte derinlemesine incelenmişti. Konuyla ilgili detaylar ve ekonomik gelişmeler, benzeri süreçleri ele alan Fon Koordinasyon Kurulu Toplandı: Tasfiye Bilançosu Açıklandı raporlarında da sıkça sistemik riskler bağlamında ele alınmaktadır.
Yabancı Bankalara Yönelik Düşük Kurdan Döviz Satışı
Dalgalı kura geçiş kararından hemen önce, Merkez Bankası kasasından 21 farklı bankaya düşük fiyatlar üzerinden 5 milyar 400 milyon dolarlık döviz satışı gerçekleştirilmesi, krizin maliyetini katlayan unsurlar arasında gösterildi. Bu süreçte bazı özel bankaların olağanüstü karlar elde ettiği, özellikle Citibank ve Deutsche Bank gibi yabancı kurumların operasyondan yüksek pay aldığı tespit edilmişti.
Bankalararası piyasada gecelik faiz oranlarının yüzde 1000’leri aştığı, kamu bankalarının ise ağır zararlar altına sokulduğu bu karanlık tablo, Türkiye ekonomisinin dışa bağımlı hale getirilmesinde milat kabul ediliyor. Ekonomik krizlerin toplumsal maliyeti ve yapısal reform adı altında hayata geçirilen düzenlemeler, dönemin karar alıcılarının sorumluluğunu her daim tartışmaya açmaktadır. Benzer iddialar ve bürokratik atamalara dair geçmişteki skandallar, Eski TFF Başkanvekili Lutfi Arıboğan Hakkında FETÖ İddianamesi gibi yakın dönemdeki kurumsal soruşturma dosyalarında da görüldüğü üzere, kritik görevlerde bulunan kişilerin geçmiş sicillerinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Kemal Derviş Dönemi ve IMF Reçeteleri
Türk lirasının değerinin yarı yarıya erimesine yol açan finansal çöküşün ardından, 13 Mart 2001’de Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı koltuğuna oturan Kemal Derviş, göreve başladıktan yalnızca üç gün sonra Faik Öztrak’ı Hazine Müsteşarlığı görevine atadı. Bu atama ile birlikte Öztrak, Türkiye’yi uzun yıllar boyunca IMF ve Dünya Bankası programlarına bağımlı kılan kadronun başat aktörlerinden biri haline geldi.
Uygulanan sert para politikaları ve dışa bağımlı yasalar neticesinde politika faizlerinin yüzde 190’ları gördüğü, 13 bankanın tasfiye edildiği ve on binlerce insanın işini kaybettiği bu dönemin faturası doğrudan millete kesildi. 28 Şubat süreci ve 2001 krizinin Türkiye’ye toplam faturasının 400 milyar doları bulduğu hesaplanırken, Öztrak’ın kariyeri boyunca bu tablodaki payı siyaset kulislerinde sıkça hatırlatılmaya devam ediyor.



