⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 419
🕐 Son Güncelleme: 23.10.2026 19:00
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Batı Şeria’nın Ramallah kentinde, Filistinli çiftçiler zeytin hasadı döneminde İsrailli yerleşimcilerin artan saldırıları ve arazi gasplarıyla karşı karşıya kalıyor.
- Geçmişte bir toplumsal dayanışma etkinliği olan hasat süreci, günümüzde güvenlik endişeleri nedeniyle “çalar gibi” hızlı ve tedirgin bir şekilde gerçekleştiriliyor.
- Filistinli aileler, tüm zorluklara ve saldırılara rağmen topraklarını terk etmeyerek “sumud” yani toprağa bağlılık direnişini sürdürüyor.
İşgal altındaki Batı Şeria’da zeytin hasadı mevsimi, Filistinliler için geleneksel bir şenlikten ziyade, varoluşsal bir mücadelenin ve hayatta kalma çabasının simgesi haline geldi. Bölgedeki Filistinli çiftçiler, sadece geçim kaynaklarını korumaya çalışmakla kalmıyor, aynı zamanda kuşaklar boyu süren toprağa bağlılık kültürünü de saldırılar altında ayakta tutmaya gayret ediyor.
Zeytin Hasadı Yerine Güvenlik Endişesi
Ramallah’ın kuzeydoğusundaki Mezra eş-Şarkiyye’de yaşayan Filistinliler, arazilerine ulaşmakta ve hasat yapmakta büyük zorluklar yaşıyor. Bölgede yaşananları anlatan Filistinli genç Emir Çelebi, zeytin hasadının artık bir bayram havasında geçmediğini vurguluyor. Geçmişte ailelerin bir araya geldiği, yemeklerin yapıldığı ve çayların yudumlandığı hasat günlerinin yerini, İsrailli yerleşimcilerin baskısı ve şiddet tehdidi almış durumda.
Çelebi, “Zeytin hasadı gelince biz eskiden mutlu olurduk. Ancak şimdi, saldırıya uğramamak için kendi arazilerimizden zeytinimizi adeta çalar gibi hızlıca toplayıp bölgeyi terk ediyoruz,” ifadeleriyle durumun vahametini gözler önüne seriyor. Bu durum, bölgesel gerilimin sivil halk üzerindeki doğrudan etkisini bir kez daha kanıtlıyor.
Toprakları Terk Etmeme Direnişi: Sumud
Bölgedeki yerleşimci baskısı, sadece mahsule değil, doğrudan toprağa el koyma girişimlerine dönüşmüş durumda. Geçtiğimiz yıl yaşanan çatışmalarda dört şehit verdiklerini belirten Çelebi, İsrail ordusunun ve yerleşimcilerin arazileri kontrol altına alma çabalarına rağmen topraklarını terk etmeyeceklerini söylüyor. Çelebi, “Bu arazi babamın, bu arazi bizim. Ben burada ‘sumud’ yapıyorum,” diyerek toprağına duyduğu derin bağlılığı ifade ediyor.
Dünya genelinde yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmelerin piyasalar üzerindeki etkileri, tıpkı Avrupa ve ABD’de kış saati uygulaması gibi, Filistin’deki yerel tarım ekonomisini de doğrudan etkiliyor. Ancak Filistinli çiftçiler için konu ekonomik olmaktan öte, kültürel bir direnç meselesi.
Uluslararası Destek ve Gözlemcilerin Rolü
Filistinli çiftçiler, hasat döneminde aktivistlerden ve uluslararası basın mensuplarından destek bekliyor. İsrailli yerleşimcilerin saldırıları o kadar ileri gitmiş durumda ki, diplomatik koruma altındaki temsilciler bile hedef alınabiliyor. Bu durum, bölgedeki insani krizin boyutlarını uluslararası kamuoyuna daha fazla taşıyor. Tıpkı geçmişteki acı olayların anılması gibi, bölgedeki her bir zeytin ağacının korunması da bir hafıza tazeleme görevi görüyor.
Sonuç olarak, Mezra eş-Şarkiyye halkı gibi birçok Filistinli, tüm imkansızlıklara rağmen topraklarında kalmaya devam ediyor. Kardeşlerinin yurt dışına gitmiş olması, onların topraklarını terk ettiği anlamına gelmiyor; aksine, bir dayanışma ağı kurarak bu zorlu coğrafyada varlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar.



