⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 409
🕐 Son Güncelleme: 23.10.2026 17:10
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Van’da 2011 yılında meydana gelen depremlerin üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen, birçok depremzede aile hala kalıcı barınma sorununu aşamamıştır.
- Depremzede Ali Ahi, konutların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmadığını, bazı kişilerin henüz inşa edilmemiş konutlar üzerinden rant sağladığını iddia etmektedir.
- Konteyner kentlerdeki yaşam koşullarının yetersizliği ve verilen destek sözlerinin tutulmaması, depremzedelerin en büyük şikayetleri arasında yer almaktadır.
Van’da 23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen ve büyük bir yıkıma yol açan depremlerin üzerinden geçen 15 yıla rağmen, bölgedeki barınma krizi henüz son bulmadı. Depremden etkilenen binlerce aile, kalıcı konutlara kavuşma mücadelesini sürdürürken, konut dağıtım süreçlerindeki adaletsizlikler tartışmaların odağında yer alıyor. Vanlı depremzede Ali Ahi, mevcut barınma politikasının eksikliklerini ve sosyal konutların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmadığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu.
Konut Dağıtımında Rant ve Adaletsizlik İddiaları
Deprem sonrası yürütülen konut projelerinin, bölgedeki sosyal adaleti sağlamaktan uzak kaldığını savunan Ali Ahi, sürecin şeffaf yönetilmediğini ifade etti. Konutların hak sahiplerine teslim edilmesi sürecinde ciddi aksaklıklar yaşandığını belirten Ahi, bazı kişilerin henüz yapımı tamamlanmamış veya hiç yapılmamış konutları üçüncü şahıslara devrederek haksız kazanç elde ettiğine tanık olduklarını dile getirdi. Bu durumun, gerçekten konuta ihtiyacı olan ailelerin haklarını gasp ettiğini vurgulayan Ahi, ekonomik zorluklarla boğuşan birçok ailenin hala sağlıksız ve kiralık evlerde yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Özellikle son yıllarda artan ekonomik koşullar, kiralık evlerde yaşayan depremzedelerin üzerindeki yükü daha da ağırlaştırmış durumda.
Konteyner Kentlerdeki Gerçekler ve “Vitrin” Uygulaması
Depremzedelerin uzun yıllar boyunca yaşamını sürdürdüğü konteyner kentlerdeki yaşam koşullarının, dışarıya yansıtılanın aksine çok daha zorlu olduğunu belirten Ahi, yaşanan mağduriyetleri çarpıcı bir örnekle anlattı. Geçmişte İŞKUR bünyesinde çalıştığı dönemde Almanya’dan gelen bir heyete konteyner kentleri gezdirdiğini söyleyen Ahi, heyetin yalnızca imkanları en iyi olan, “vitrin” olarak nitelendirilebilecek bir bölgeye götürüldüğünü ifade etti. Heyetin, kreş, cami ve spor salonu gibi imkanların sunulduğu bu bölgeyi gördükten sonra tüm kentte benzer standartların sağlandığını düşündüğünü belirten Ahi, gerçek durumun farklı olduğunu kanıtlamak için heyeti diğer mahallelerdeki zorlu koşullara sahip konteyner kentlere götürdüğünü söyledi. Ahi, heyetin gerçek tabloyu gördüğünde büyük üzüntü yaşadığını ve bu çabasının sonucunda uyarı aldığını ekledi.
Sosyal Konut Politikası İçin Çözüm Önerileri
Barınma hakkının temel bir insan hakkı olduğunu hatırlatan Ali Ahi, devletin bu konuda daha kapsayıcı bir politika izlemesi gerektiğini savundu. Sosyal konut projelerinin, gelir düzeyi düşük ve depremden dolayı tüm varlığını kaybetmiş ailelere ücretsiz veya çok düşük maliyetli olarak sunulması gerektiğini belirtti. Bölgedeki mağduriyetin giderilmesi için sadece fiziksel yapılar inşa etmenin yeterli olmadığını, aynı zamanda sosyal destekler gibi kapsamlı programların barınma alanında da devreye girmesi gerektiğini ifade etti. Taksit ödemekte zorlanan ailelere devlet tarafından kolaylık sağlanması, depremzedelerin topluma yeniden entegrasyonu için hayati önem taşıyor.



