⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 391
🕐 Son Güncelleme: 23.10.2026 18:40
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Van’da 2011 yılında yaşanan yıkıcı depremlerin ardından, bölgedeki yapı stoku modern deprem yönetmeliğine uygun olarak yeniden inşa edildi.
- AFAD ve TOKİ iş birliğiyle 25 binin üzerinde konut, çok sayıda okul, cami ve kamu binası hizmete alınarak kentin fiziksel dayanıklılığı artırıldı.
- Uzmanlar, “dirençli kent” vizyonuyla atılan adımların, gelecekteki olası afet risklerine karşı şehri daha güvenli bir noktaya taşıdığını belirtiyor.
Van, 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde yaşadığı 7,2 ve 5,6 büyüklüğündeki depremlerle büyük bir yıkımla karşı karşıya kalmıştı. Toplamda 31 bin 870 konut, 8 bin 849 iş yeri ve 9 bin 602 ahırın ağır hasar aldığı, 644 vatandaşın hayatını kaybettiği bu felaketin ardından, kentte kapsamlı bir dönüşüm süreci başlatıldı. Aradan geçen yıllar içerisinde yürütülen çalışmalarla Van’ın yapı stoku, güncel deprem yönetmeliklerine uygun şekilde tamamen yenilendi.
Depremzedeler İçin Güvenli Konut Seferberliği
Depremlerin hemen ardından başlatılan konut seferberliği kapsamında, Edremit, İpekyolu, Tuşba ve Erciş ilçeleri başta olmak üzere kentin dört bir yanında modern yerleşim alanları inşa edildi. AFAD koordinasyonunda tamamlanan 25 binin üzerinde konut hak sahiplerine teslim edilirken; bölgenin sosyal ihtiyaçlarını karşılamak üzere 17 okul, 33 cami, 9 alışveriş merkezi ve 3 bin 194 ahır projesi hayata geçirildi. Bu süreç, bölgedeki altyapı geliştirme çalışmaları ile de desteklenerek bir bütün olarak ele alındı.
Kamu Binaları ve Eğitim Kurumlarında Dayanıklılık
Van’da sadece konutlar değil, kamu hizmetlerinin kesintisiz devam edebilmesi için kritik öneme sahip yapılar da yenilendi. Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü, DSİ 17. Bölge Müdürlüğü, Emniyet Müdürlüğü ve Van Adliyesi gibi kurumlar, depreme dayanıklı yeni hizmet binalarına taşındı. Eğitim alanında ise son 4 yılda 167’si anaokulu olmak üzere yaklaşık 300 okul inşa edilerek hizmete açıldı. Bu yatırımlar, kentin sadece barınma değil, sosyal altyapı kapasitesini de güçlendirdi.
Öte yandan, iklim değişikliği ve afet yönetimi konuları küresel düzeyde önemini koruyor. Nasıl ki COP31 zirvesi dünyanın geleceği için bir milat niteliğindeyse, Van’daki yapısal dönüşüm de Türkiye’nin “dirençli kent” hedefi için yerel bir model oluşturuyor.
Uzmanlardan “Dirençli Kent” Vurgusu
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Onur Şatır, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatarak, afetlere hazırlıklı olmanın bir zorunluluk olduğunu belirtti. Şatır, “Deprem, sel ve iklim değişikliğine bağlı afetler, şehirlerimiz için en büyük risklerdir. 2012 yılından itibaren Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız tarafından zemin kontrollerinin titizlikle yapılması, yeni yapıların güvenli bölgelere inşa edilmesini sağladı. Kalıcı konutların sağlam zemine yapılması, afet yönetiminin temel taşıdır,” ifadelerini kullandı. Eski ve riskli yapıların kentsel dönüşümle yenilenmesi, şehrin deprem direncini artıran en önemli etken olarak öne çıkıyor.



