⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 463
🕐 Son Güncelleme: 23.10.2026 15:08
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul’da bir araç sahibinin, kendisine ait olmayan bir kaza kaydının silinmesi talebiyle açtığı davada görevli mahkeme tartışması yaşandı.
- Yerel mahkemenin ticaret mahkemesinde verdiği karar, Adalet Bakanlığı’nın itirazı üzerine Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunarak bozuldu.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, sigorta şirketlerine karşı açılacak hasar kaydı silme davalarında görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğuna hükmetti.
Yargıtay, araç sahiplerinin sigorta kayıtlarındaki hatalı bilgilerin düzeltilmesi veya silinmesi amacıyla açtıkları davalarda hangi mahkemenin yetkili olduğuna dair emsal niteliğinde bir karar verdi. Karar, sigorta şirketleri ile tüketiciler arasındaki hukuki uyuşmazlıklarda görevli yargı merciini net bir şekilde ortaya koydu.
Hatalı Kaza Kaydı ve Hukuki Süreç
Olay, bir araç sahibinin 2019 yılında Sigorta Suistimalleri Bilgi Paylaşım Sistemi’ni (SİSBİS) incelemesiyle başladı. Araç sahibi, kendi adına kayıtlı aracın 2010 yılında bir kazaya karıştığına dair bir kaza tespit tutanağının sistemde kayıtlı olduğunu ancak böyle bir kazaya karışmadığını fark etti. Söz konusu kaydın silinmesi için ilgili sigorta şirketine yaptığı başvuruların reddedilmesi üzerine, araç sahibi İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açtı.
Yerel mahkeme, yapılan incelemeler sonucunda kaza tutanağında araç sahibinin imzasının bulunmadığını, sürücü olarak başka bir ismin yer aldığını ve kazaya dair herhangi bir fotoğrafın sisteme işlenmediğini tespit etti. Bu eksiklikler ve teyide muhtaç durumlar nedeniyle mahkeme, hatalı kaydın silinmesine karar verdi. Ancak bu karar, hukuki süreçlerin işleyişi açısından yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Yargıtay’dan Görevli Mahkeme Kararı
Kararın kesinleşmesinin ardından Adalet Bakanlığı, görevli mahkeme yönünden bir hukuka aykırılık bulunduğu gerekçesiyle kanun yararına bozma isteminde bulundu. Dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını sonuca etkili olmamakla birlikte görev yönünden bozdu. Daire, sigorta şirketinin bir hizmet sağlayıcı, davacının ise tüketici vasfında olduğunu vurguladı.
Yargıtay kararında, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un önceliğine dikkat çekildi. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda sigorta hukukuna ilişkin düzenlemeler bulunsa da, taraflardan birinin tüketici olduğu durumlarda tüketici kanununun uygulanması gerektiği belirtildi. Kararda, “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” ifadesine yer verildi.
Hukuki dengelerin korunması, Türkiye ve Slovakya arasındaki ticaret hedefleri gibi makro ekonomik konularda olduğu gibi, bireysel hak arama süreçlerinde de hayati önem taşımaktadır. Yargıtay’ın bu kararıyla birlikte, sigorta şirketlerine karşı açılacak hasar kaydı silme davalarında artık doğrudan tüketici mahkemeleri yetkili olacak. Bu durum, yargılama süreçlerinin hızlanması ve tüketici haklarının daha etkin korunması açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Yerel düzeydeki toplumsal hassasiyetler veya Menteşe Devlet Hastanesi’nin deprem riski gibi kamuoyunu ilgilendiren diğer önemli gündem maddeleri gibi, yargı kararları da toplumsal düzenin temel taşlarını oluşturmaya devam ediyor.
Sonuç Olarak
Yargıtay’ın emsal kararı uyarınca, araç sahipleri hatalı hasar kayıtları nedeniyle mağduriyet yaşadıklarında, sigorta şirketlerine karşı açacakları davalarda tüketici mahkemelerini tercih etmelidir. Bu karar, sigorta hukuku ile tüketici hukuku arasındaki görev ayrımını netleştirerek olası usul hatalarının önüne geçmeyi hedefliyor.



