⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 450
🕐 Son Güncelleme: 25.10.2026 06:51
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- 12 ilde 911 ebeveynle yapılan araştırma, dijitalleşmenin çocukların öfke yönetimi ve iletişim becerileri üzerindeki etkilerini inceledi.
- Yüksek ekran kullanımı, çocukların duygularını konuşarak sakinleştirme oranını %34’ten %14’e düşürerek sosyal becerileri zayıflatıyor.
- TEGV ve LC Waikiki, çocukların sosyal ve duygusal gelişimini desteklemek amacıyla 27 bin çocuğa ulaşmayı hedefleyen yeni bir eğitim programı başlattı.
Dijitalleşen dünyada çocukların erken yaşta kendi duygularını tanımaları ve bu duyguları doğru bir şekilde ifade edebilmeleri, sağlıklı bir sosyalleşme sürecinin en temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Ancak son yıllarda artan teknoloji kullanımı, çocukların duygu yönetimi süreçlerini her geçen gün daha karmaşık hale getiriyor. Yapılan kapsamlı araştırmalar, ekran süresi arttıkça çocukların iletişim yeteneklerinin zayıfladığını ve öfke anında sakinleşme becerilerinin azaldığını çarpıcı verilerle ortaya koyuyor.
Araştırma Sonuçları: Öfke ve Ekran Süresi Arasındaki Bağlantı
Türkiye genelinde 12 ilde 911 ebeveynin katılımıyla gerçekleştirilen ‘Çocukların Sosyal ve Duygusal Gelişiminde Destek İhtiyaçları Araştırması’, çocukların psikolojik durumuna dair kritik bilgiler sunuyor. Verilere göre, her 10 çocuktan 3’ü öfke veya hayal kırıklığı yaşadığı anlarda sakinleşmekte güçlük çekiyor; bu çocuklar genellikle ağlama veya yüksek tepki verme eğilimi gösteriyor. Ayrıca, olumsuz bir durumla karşılaştıklarında yaşadıklarını konuşmak istemeyen çocukların oranı %29 olarak kaydedildi.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, ekran kullanımı ile sakinleşme yöntemleri arasındaki ters orantı oldu. Günde bir saatten az ekran başında kalan çocukların %34’ü konuşarak sakinleşme yoluna giderken, günde dört saat ve üzerinde ekran başında vakit geçiren çocuklarda bu oran %14’e kadar geriliyor. Teknolojik gelişmelerle birlikte YouTube mobil uygulaması yenileniyor gibi dijital içeriklere erişimin kolaylaşması, çocukların geleneksel iletişim yöntemlerinden uzaklaşmasına neden olabiliyor. Sosyal etkileşimin azalmasıyla birlikte, günlük aktiviteleri arkadaşla paylaşmak mutluluk seviyesini artırıyor gerçeği, dijitalleşen nesil için giderek daha kritik bir önem kazanıyor.
Cinsiyet Farklılıkları ve Çözüm Arayışları
Duyguların ifade edilmesi noktasında da cinsiyet temelli farklılıklar gözlemleniyor. Öfkelendiğinde yaşadığı duygunun nedenini açıklayabilme oranı kız çocuklarında %68 iken, erkek çocuklarında bu oran %57 seviyesinde kalıyor. Anlaşmazlık anlarında ise her dört çocuktan biri, tarafların kabul edebileceği yapıcı çözüm önerileri sunabiliyor. Diğer yandan, çocukların %31’i bir sorun yaşadığında konuşmak yerine ortamdan uzaklaşmayı tercih ediyor.
TEGV ve LC Waikiki’den “Yaşamsal Gelişim Yolculuğu”
Çocukların duygusal dayanıklılığını artırmak ve sosyal becerilerini güçlendirmek amacıyla Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) ve LC Waikiki iş birliğiyle “Yaşamsal Gelişim Yolculuğu Eğitim Programı” hayata geçirildi. Program, çocukların ihtiyaç duyduklarında destek aramayı öğrenmelerini ve duygularını sağlıklı yönetmelerini amaçlıyor.
Üç yıl sürecek olan bu kapsamlı proje ile 22 farklı şehirdeki 30 TEGV etkinlik noktasında toplam 27 bin çocuğa ulaşılması hedefleniyor. Birinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar olan tüm çocukları kapsayan program, üç aşamalı bir gelişim modeli üzerine inşa edildi. Oyunlar, grup çalışmaları ve canlandırmalar aracılığıyla çocukların öğrendiklerini günlük yaşamlarına entegre etmeleri desteklenecek. TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, programın temel amacının, çocukların duygularını yönetebilen, sağlıklı ilişkiler kurabilen ve sorumlu kararlar alabilen bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak olduğunu vurguladı.



