Gündem

Lütfiye Bozdağ’dan Karabağlar Belediyesi’ne Emek Mektubu

Akademisyen Lütfiye Bozdağ, Karabağlar Belediyesi'nde görevden alınan sosyolog Murat Mengirkaon'un işe iadesi için Belediye Başkanı'na mektup yazdı.

OKUMA AYARLARI
Lütfiye Bozdağ'dan Karabağlar Belediyesi'ne Emek Mektubu
Lütfiye Bozdağ'dan Karabağlar Belediyesi'ne Emek Mektubu
📍 Konum: İzmir, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 366
🕐 Son Güncelleme: 25.10.2026 23:23

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Akademisyen Lütfiye Bozdağ, Karabağlar Belediyesi’nde 15 yıldır görev yapan sosyolog Murat Mengirkaon’un işten çıkarılmasına karşı bir mektup kaleme aldı.
  • Mengirkaon, toplu iş sözleşmesi eleştirileri ve ardından gelen protesto eylemleri sonucunda disiplin soruşturmasıyla görevden alındı.
  • Bozdağ, sosyal demokrat belediyeciliğin emeği koruma ve ifade özgürlüğüne saygı duyma sorumluluğunu hatırlatarak işe iade talebinde bulundu.

Akademisyen ve sanat eleştirmeni Lütfiye Bozdağ, Karabağlar Belediye Başkanı Emine Helil İnay Kınay’a hitaben yazdığı mektupta, belediye bünyesinde uzun yıllar görev yapan bir çalışanın işten çıkarılma sürecine dikkat çekti. Bozdağ, 15 yıldır Karabağlar Belediyesi’nde sosyolog olarak görev yapan Murat Mengirkaon’un işine iadesini talep ederken, bu durumun sosyal demokrat belediyecilik ilkeleri açısından kritik bir sınav olduğunu vurguladı.

Olayın Arka Planı ve Süreç

Süreç, Murat Mengirkaon’un Temmuz 2026 döneminde imzalanan Toplu İş Sözleşmesi’ne yönelik eleştirel görüşlerini dile getirmesiyle başladı. Bu eleştirilerin ardından Mengirkaon, rotasyon gerekçesiyle Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne görevlendirildi. Görev yeri değişikliğinin ardından demokratik haklarını kullanarak oturma eylemi gerçekleştiren ve basın açıklamaları yapan Mengirkaon hakkında disiplin soruşturması başlatıldı. Soruşturma sonucunda 29 Eylül 2026 tarihinde Mengirkaon’un işine son verildi.

Lütfiye Bozdağ, mektubunda bu kararın demokratik itiraz haklarıyla olan bağının sorgulanması gerektiğini belirtti. Bozdağ’a göre, bir çalışanın sendikal süreçleri veya çalışma koşullarını sorgulaması, tek başına disiplin yaptırımı için yeterli bir gerekçe oluşturmamalıdır. Bu durum, toplumda yankı bulan adalet tartışmaları kapsamında değerlendirilmesi gereken bir hak arama sürecidir.

Sosyal Demokrasi ve Demokratik Haklar

Mektubunda sosyal demokrasinin tarihsel kökenlerine değinen Bozdağ, bu geleneğin emeğin korunması ve çalışanların yönetime katılımı üzerine inşa edildiğini ifade etti. Rosa Luxemburg’un “Özgürlük, her zaman farklı düşünenin özgürlüğüdür” sözüne atıfta bulunan akademisyen, demokratik yönetimin, kendisine karşı çıkanların haklarını da koruyabilme yetisiyle ölçüleceğini savundu.

Anayasal Güvenceler ve ILO Standartları

Bozdağ, işten çıkarma kararının hukuki ve ahlaki boyutlarını tartışırken Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ilgili maddelerini hatırlattı. Anayasa’nın 25. ve 26. maddelerinin düşünce ve ifade özgürlüğünü, 36. maddesinin hak arama hürriyetini, 51. maddesinin ise sendikal örgütlenmeyi güvence altına aldığını belirtti. Ayrıca, Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 87 ve 98 sayılı sözleşmelerinin de sendikal özgürlükleri koruduğuna dikkat çekti.

Sonuç olarak Bozdağ, yönetimin hukuka uygunluk göstermesinin asgari bir yükümlülük, adaleti sağlamasının ise ahlaki bir sorumluluk olduğunu ifade ederek, toplumsal ve ekonomik direnç vurgusu yapan bir duruş sergilenmesi çağrısında bulundu.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir