⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 363
🕐 Son Güncelleme: 25.10.2026 05:37
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul ve İzmir başta olmak üzere birçok şehirde, vatandaşlar temel gıda ihtiyaçlarını karşılamak için mahalle bakkallarında veresiye yöntemine başvuruyor.
- Borçlanılan ürünler arasında ekmek, yumurta, un ve yağ gibi en temel ihtiyaç maddeleri yer alırken, bazı borç miktarları ciddi seviyelere ulaşıyor.
- Esnafın satışlarının yaklaşık %50’sinin veresiye olması, işletmelerin sürdürülebilirliğini ve nakit akışını tehlikeye atıyor.
Ekonomik dalgalanmalar ve alım gücündeki düşüş, Türkiye’nin büyükşehirlerinde geleneksel ticaret yöntemlerinden biri olan veresiye defterini yeniden canlandırdı. Özellikle İstanbul ve İzmir’deki mahalle bakkallarında, vatandaşların temel gıda maddelerine ulaşabilmek için borçlanarak alışveriş yaptığı gözlemleniyor. Kredi kartı limitlerinin dolması ve nakit sıkıntısı, mahalle esnafını bir nevi “sosyal kredi merkezi” konumuna getirdi.
Temel Gıda Maddeleri Borçla Alınıyor
İstanbul’da faaliyet gösteren bir bakkalın verileri, durumun vahametini gözler önüne seriyor. Vatandaşların artık lüks tüketim ürünlerinden ziyade, hayatta kalmak için gerekli olan en temel gıdaları borçla temin ettiği belirtiliyor. Alacak defterindeki toplam borç miktarının 80-90 bin lirayı bulduğunu ifade eden esnaf, vatandaşın sadece ekmek, yumurta ve un gibi ürünler için borçlandığını vurguluyor. Hatta bazı durumlarda tek bir ekmeğin dahi veresiye yazdırıldığı ifade ediliyor.
Borç miktarlarındaki artış dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Bir müşterinin sadece çikolata ve ekmek gibi basit alışverişler için 7 bin lirayı aşan bir borç biriktirdiği belirtiliyor. Gıda arzındaki değişimler ve Karadeniz’de tahıl ihracatının gerilemesi gibi küresel ekonomik süreçlerin yerel market fiyatlarına etkisi, vatandaşın bu borçlanma döngüsüne girmesini hızlandırıyor.
İzmir’de Esnafın Borç Yükü Artıyor
Ekonomik tablo İzmir’de de benzerlik gösteriyor. İzmirli esnaflar, satışlarının neredeyse yarısının veresiye usulüyle yapıldığını belirtiyor. Bir bakkalın aktardığı bilgilere göre, sistemin yaklaşık %50’si veresiye üzerinden dönüyor. Vatandaşın alım gücünün düşmesiyle birlikte, borçların ödenme süresi de uzamış durumda. Birçok kişi borçlarını üç dört ay, hatta daha uzun süreler boyunca kapatamıyor.
Modern dünyada Türkiye’de dijital trendler ne kadar yükselirse yükselsin, mahalle kültüründeki bu borçlanma geleneği, ekonomik zorunluluklar nedeniyle hayatta kalmaya çalışıyor. Ancak bu durumun hem halk hem de esnaf için bir çıkmaz sokak olduğu ifade ediliyor.
Sürdürülebilirlik Riski Kapıda
Esnaf, tahsil edemediği alacaklar nedeniyle toptancılarına olan borçlarını ödemekte zorlanıyor. Vatandaşın eline para geçtikçe borç ödemesi, esnafın ise ancak tahsilat yapabildiği ölçüde yeni mal alabilmesi, ticari döngüyü yavaşlatıyor. Esnafın “Bakkal da nereye kadar dayanacak?” sorusu, mahalle ekonomisinin karşı karşıya olduğu büyük riski özetliyor.



