⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 404
🕐 Son Güncelleme: 26.10.2026 04:31
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İş sağlığı ve güvenliği uzmanları, iş cinayetlerinde sorumluluğun tamamen kendilerine yüklenmesine karşı İzmir, Antalya ve İstanbul’da protesto gösterileri düzenledi.
- Uzmanlar, riskleri yazılı olarak bildirmelerine rağmen işverenlerin operasyonel önlemleri almadığını ve yargı sürecinde “günah keçisi” ilan edildiklerini savunuyor.
- Meslek örgütleri, uzmanların icrai yaptırım gücü olmadığını vurgulayarak, yönetimsel kusurlardan sorumlu tutulmamalarını ve mesleki bağımsızlıklarının sağlanmasını talep ediyor.
Türkiye’de son beş yıl içerisinde en az 9 bin 513 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirmesi, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanındaki hukuki tartışmaları yeniden alevlendirdi. İş sağlığı ve güvenliği uzmanları, iş kazalarının ardından sorumluluğun doğrudan kendilerine yöneltilmesine ve işverenlerin yönetimsel kusurlarının göz ardı edilmesine karşı çeşitli illerde seslerini yükseltiyor. İzmir, Antalya ve son olarak İstanbul’un Kadıköy ilçesinde gerçekleştirilen eylemlerde, uzmanların “günah keçisi” ilan edilmesine karşı duruş sergilendi.
İş Cinayetlerinde Sorumluluk Krizi: “Uzman Günah Keçisi Değildir”
Tüm İş Güvenliği Uzmanı, İşyeri Hekimi, Diğer Sağlık Personeli ve OSGB Çalışanları Sendikası (TÜM İSG-SEN) ile birlikte hareket eden beş dernek ve federasyon, iş kazalarında sorumluluk paylaşımının adaletsiz olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, iş yerindeki riskleri tespit edip gerekli tedbirleri yazılı olarak bildirmelerine rağmen, bu tedbirlerin hayata geçirilmesinin işverenin yükümlülüğünde olduğunu hatırlatıyor. Mevcut durumda, kazaların ardından yürütülen soruşturmalarda Türkiye’de siyasi süreçler ve yargı kararları tartışılıyor bağlamında, uzmanların yönetimsel kararlardan sorumlu tutulması mesleki bir kriz olarak nitelendiriliyor.
İzmir’deki Kule Vinci Kazası ve Hukuki Çelişkiler
Eylemlerin odak noktasında, 2022 yılında İzmir’de bir rezidans inşaatında meydana gelen ve altı işçinin ölümüyle sonuçlanan kule vincinin devrilmesi olayı yer alıyor. Bilirkişi raporları; vincin yükseltilmesi sırasında önlemlerin alınmadığını, çalışanların yeterli eğitime sahip olmadığını ve çalışma alanının güvenliğinin sağlanmadığını ortaya koymuştu. Ancak bu süreçte yargılanan İSİG uzmanı Fikret A., 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Uzmanın raporlarının süreç içerisinde kusursuzluktan asli kusura kadar değişkenlik göstermesi, yargıdaki belirsizliği de gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, savunma sanayisindeki Türk uzmanlarla savunma iş birliği gibi teknik alanlarda yetkinlik aranırken, iş sağlığı alanındaki uzmanların icrai yaptırım gücü olmamasına rağmen ağır cezalarla karşı karşıya kalmalarına itiraz ediyor. TÜM İSG-SEN Başkanı Coşkun Çolak, savcıların ölümlü kazalarda otomatik olarak İSG uzmanlarını hedef aldığını belirterek, büyük ölçekli projelerde sorumluluğun şantiye şeflerine veya uzmanlara yıkıldığını ifade etti.
Mesleki Bağımsızlık ve Yeni Düzenleme Talebi
Meslek örgütleri, uzmanların işlerini kaybetme endişesiyle işverenleri şikayet edemediğini, bu durumun iş güvenliği kültürünü zedelediğini belirtiyor. Çözüm olarak, uzmanlara yönelik yaptırımların adli yargıya taşınmadan önce yalnızca idari tedbirlerle sınırlandırılması ve uzmanların iş yerindeki yönetimsel kararlardan bağımsız hareket edebilmelerini sağlayacak “mesleki bağımsızlık” statüsünün getirilmesi isteniyor. Uzmanlar, gerçek adaletin sağlanması için işyeri yönetiminin kararlarının ve operasyonel süreçlerinin derinlemesine araştırılması gerektiğini savunuyor.



