Dünya

BM Raporu: İsrail’in Gazze’deki Gazeteci Saldırıları Medyakırımdır

BM Filistin Özel Raportörü Albanese, İsrail'in Gazze'deki gazeteci saldırılarını "medyakırım" olarak nitelendiren raporunu BM'ye sundu.

OKUMA AYARLARI
BM Raporu: İsrail'in Gazze'deki Gazeteci Saldırıları Medyakırımdır
BM Raporu: İsrail'in Gazze'deki Gazeteci Saldırıları Medyakırımdır
📍 Konum: New York, ABD / Gazze, Filistin
⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 507
🕐 Son Güncelleme: 27.10.2026 20:22

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, İsrail’in Gazze’deki medya mensuplarını hedef alan uygulamalarını inceleyen “Enkaz Altında Hakikat: Soykırım Zamanında Medya” raporunu BM Genel Kurulu’na sundu.
  • Raporda, Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusunun yaklaşık 300 gazeteciyi öldürdüğü, 150 medya ofisini yıktığı ve bu saldırıların “medyakırım” olarak tanımlandığı belirtildi.
  • Uluslararası toplumun ve dijital platformların Filistinlilerin sesini bastıran anlatıları yeniden ürettiği vurgulanarak sorumluların hesap vermesi istendi.

Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, İsrail’in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü askeri operasyonlar sırasında basın mensuplarını hedef almasını konu alan kapsamlı raporunu dün BM Genel Kurulu’na takdim etti. “Enkaz Altında Hakikat: Soykırım Zamanında Medya” başlığını taşıyan bu kritik rapor, sahadaki hakikatlerin sistematik bir şekilde ortadan kaldırılmaya çalışıldığını gözler önüne seriyor. Raporda, hakikatin yok edilmesinin bir halkın topyekûn imha edilmesinin en önemli parçalarından biri haline geldiği açıkça vurgulandı.

Gazze’de Basın Mensuplarına Yönelik Ağır İhlaller

Uluslararası hukukun devletlere çatışma bölgelerinde gazetecileri koruma yükümlülüğü getirdiğini hatırlatan rapor, İsrail ordusunun bu kuralları hiçe sayarak basın çalışanlarını doğrudan hedef aldığını belgeledi. Ekim 2023’ten bu yana süregelen çatışmalarda yaklaşık 300 gazetecinin hayatını kaybettiği, 400’den fazla medya çalışanının ise yaralandığı kaydedildi. Hayatını kaybedenlerin yaklaşık 70’inin doğrudan mesleki faaliyetlerini yürüttükleri sırada hedef alındığı bildirildi.

Saldırıların sadece sahadaki muhabirlerle sınırlı kalmadığı, gazetecilerin ailelerini de kapsadığı raporda detaylı bir şekilde yer buldu. İsrail’in saldırılarında gazetecilerin toplam 710 yakını yaşamını yitirdi. Örneğin, 16 Nisan 2025 tarihinde evine düzenlenen güdümlü mühimmat saldırısı sonucu Filistinli foto muhabiri Fatma Hassouna ve 5 aile üyesi hayatını kaybetmişti. Ayrıca, Ekim 2023’ten bu yana 150’den fazla gazetecinin evi yıkılarak aileleri üzerinden de baskı kuruldu.

Medya Altyapısı ve İletişim Ağları Hedef Alındı

İsrail’in sadece insanları değil, aynı zamanda bölgedeki tüm medya altyapısını ve haberleşme ağlarını yok etmeye odaklandığı raporda net bir şekilde ifade edildi. Savaş suçlarının belgelenmesini engellemek amacıyla haber ajanslarının merkezleri, yayın kuleleri ve radyo istasyonları dahil olmak üzere 150 medya ofisinin yıkıldığı aktarıldı. Bölgedeki iletişim altyapısının yüzde 81 oranında tamamen yok edildiği, yüzde 12’sinin ise kısmen zarar gördüğü açıklandı.

Yaşanan bu dramatik gelişmeler uluslararası alanda geniş yankı uyandırırken, küresel çapta yürütülen diplomatik temaslar ve sektörel gelişmeler de dikkat çekiyor. Örneğin, Çin’in Orta Doğu’daki barış süreçlerini desteklemek için özel temsilciler göndermesi bölgedeki tansiyonun düşürülmesi adına atılan adımlar arasında yer alıyor. Benzer şekilde, diplomasi ve uluslararası iş birliği alanındaki gelişmeler tüm dünyada yakından takip ediliyor; tıpkı YÖK Başkanı Özvar’ın Özbekistan ziyaretiyle Orta Asya diplomasisini güçlendirmesi gibi farklı coğrafyalardaki stratejik hamleler de gündemi meşgul ediyor.

“Medyakırım” Kavramı ve Hesap Verebilirlik

Raporda, İsrail’in gazetecileri öldürmekle kalmadığı; alıkoyduğu, terörist olarak nitelendirdiği, işkenceye ve kötü muameleye tabi tuttuğu vurgulandı. Medya çalışanlarına yönelik bu sistematik zulmün yalnızca soykırıma eşlik etmekle kalmadığı, aynı zamanda bu suçların işlenmesini kolaylaştırdığı ifade edildi. Uluslararası medya kuruluşlarının ve dijital platformların da Filistinlilerin sesini geri plana iterek İsrail’in argümanlarını yeniden ürettiği ve bu çarpıtmaları normalleştirdiği eleştirisinde bulunuldu.

Tüm bu unsurlar göz önüne alındığında, hakikate yönelik gerçekleştirilen bu organize saldırıların literatüre “medyakırım” olarak geçmesi gerektiği raporda altı çizilen en önemli tespitlerden biri oldu. BM Özel Raportörü Albanese, uluslararası toplumu sorumluların hesap vermesi ve kalan gazetecilerin korunması için acilen somut adımlar atmaya çağırdı.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapımcı: eritir.com.tr