⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 335
🕐 Son Güncelleme: 27.10.2026 12:06
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Kahramanmaraş’ta faaliyet gösteren Afşin-Elbistan A ve B termik santralleri, bölge halkının yıllardır süren sağlık ve çevre kirliliği şikayetlerinin odağında yer alıyor.
- Uzman raporlarına göre, santrallerin kuruluşundan bu yana yaklaşık 17 bin 500 erken ölüme yol açtığı ve emisyon değerlerinin sınırları katbekat aştığı belirtiliyor.
- Bölge halkı ve çevre örgütleri, santralin kapasite artışına karşı hukuk mücadelesini sürdürürken, tesisin adil bir şekilde kapatılmasını talep ediyor.
Kahramanmaraş’ın Afşin ve Elbistan ilçelerinde faaliyet gösteren kömürlü termik santraller, yıllardır süregelen çevre kirliliği tartışmalarının merkezi konumunda. 1984 yılından bu yana bölgenin ekolojik dengesini ve halk sağlığını ciddi şekilde etkileyen tesisler, yerel halkın “yeterince öldük” çıkışıyla yeniden gündeme geldi. Türkiye’nin dördüncü büyük ovası olan Afşin-Elbistan’da yaşayanlar, COP31 İklim Zirvesi öncesinde somut adımlar atılmasını bekliyor.
40 Yıllık Kirlilik ve Sağlık Sorunları
Bölge halkı, santralin havaya, toprağa ve suya verdiği zararların artık geri dönülemez bir noktaya geldiğini vurguluyor. 2018 yılında EÜAŞ tarafından Çelikler Holding’e devredilen tesisler, bölgedeki hava kalitesini standartların altına düşürmüş durumda. Uzmanlar, küresel sağlık sistemindeki riskler ile benzer şekilde, bölgede kalp ve solunum yolu hastalıklarının yanı sıra kanser vakalarında da artış gözlemlendiğini belirtiyor.
Hukuki Süreç ve ÇED Tartışmaları
Çelikler Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ne iki yeni ünite ekleme girişimi, bölge halkı ve sivil toplum kuruluşlarını ayağa kaldırdı. 27 Aralık 2024 tarihli ‘ÇED olumlu’ kararı, TTB, TEMA Vakfı ve Greenpeace gibi kuruluşların açtığı dava ile iptal edildi. Bilirkişi heyeti, bu genişlemenin halk sağlığı ve ekosistem açısından kabul edilemez olduğunu raporladı. Konu şu anda Danıştay’ın nihai kararını bekliyor.
Emisyon Verileri Tehlikenin Boyutunu Kanıtlıyor
Greenpeace tarafından elde edilen Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemi (SEÖS) verileri, tesisin çevre üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Ölçümlere göre; kükürt dioksit (SO₂) değerleri sınırın 44 katına, partikül madde (PM10) ise 14 katına kadar çıkabiliyor. Bu durum, gazetecilerin ruh sağlığı ve toplum sağlığı üzerine odaklanan benzeri görülmemiş bir ekolojik krizin işareti olarak kabul ediliyor.
Temiz Hava Platformu’nun verilerine göre, 2020 yılına kadar geçen sürede santrallerin 17 bin 500’den fazla erken ölüme sebebiyet verdiği tahmin ediliyor. Bölge sakinleri, ekonomik kaygıların insan hayatının önüne geçmemesi gerektiğini belirterek, “adil bir enerji geçişi” ile santrallerin kademeli olarak kapatılmasını talep ediyor.



