⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 367
🕐 Son Güncelleme: 27.10.2026 08:51
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Nuri Kayış, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze Türkiye’deki iktidar-basın ilişkisinin tarihsel bir süreklilik içinde olduğunu belirtti.
- Yazıda, iktidarların yalnızca kendilerini destekleyen medya mensuplarına alan açtığı, muhalif seslerin ise yasaklar ve yargı yoluyla susturulduğu vurgulandı.
- Abdülhamid döneminden 1971 darbesine kadar pek çok örnekle, basın mensuplarının maruz kaldığı sistematik baskılar kronolojik olarak aktarıldı.
Türkiye’de basın özgürlüğü ve iktidar arasındaki gerilimli ilişki, tarihsel süreçte pek çok döneme damga vurdu. Gazeteci Nuri Kayış, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze kadar geçen süreçte, iktidarların yalnızca kendilerine yakın duran medya mensuplarına sıcak baktığını, muhalif sesleri ise çeşitli yöntemlerle baskı altına aldığını ifade etti.
Osmanlı Döneminden Cumhuriyet’e Basın Üzerindeki Denetim
Kayış’ın analizinde, Osmanlı dönemindeki sansür mekanizmalarının ne denli geniş bir yelpazeye yayıldığı dikkat çekiyor. Özellikle Abdülhamid döneminde, kelime bazlı yasakların uygulandığı belirtiliyor. Örneğin, “tahtakurusu” sözcüğünün, yanlışlıkla “tahtı kurusun” şeklinde yazılmasından duyulan çekince nedeniyle yasaklandığı, hatta “burun” kelimesinin bile padişahı çağrıştırdığı gerekçesiyle sansür listesine alındığı ifade ediliyor. Bu tür kısıtlamalar, adalet ve yasakların toplumsal maliyeti açısından önemli bir tarihsel veri sunuyor.
Demokrat Parti Dönemi ve Gazeteci Mahkumiyetleri
Cumhuriyet döneminde de baskıların şekil değiştirerek devam ettiği görülüyor. Demokrat Parti (DP) iktidarı döneminde, muhalif bir duruş sergileyen Halkçı gazetesi ve başyazarı Hüseyin Cahit Yalçın’ın 26 ay hapis cezasına çarptırılması, dönemin basın üzerindeki baskısının en somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. 1954 ile 1960 yılları arasında bini aşkın gazetecinin kovuşturmaya uğradığı ve 250’den fazlasının mahkûm edildiği bilgisi, basın tarihindeki karanlık dönemleri gözler önüne seriyor. Bedii Faik ve Metin Toker gibi isimlerin de bu süreçte yargılanan gazeteciler arasında yer aldığı belirtiliyor.
Darbe Dönemleri ve Muhalif Basının Kaderi
27 Mayıs 1960 askeri darbesi iktidar yapısını değiştirse de gazetecilerin yaşadığı kader çok fazla değişmedi. Aziz Nesin gibi DP ile sert mücadele eden isimler, darbe sonrası yeniden “sakıncalılar” listesine dahil edildi. 12 Mart 1971 müdahalesi ise basın üzerinde ağır bir tahakküm kurdu. Bu dönemde Çetin Altan, Mümtaz Soysal ve İsmail Beşikçi gibi isimler, çok uzun süreli hapis cezaları istemiyle yargılandılar.
Tarihsel süreçteki bu döngü, Türkiye’de anayasa ve hukuk süreçleri ile basın özgürlüğü arasındaki hassas dengenin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Güncel gelişmeleri takip etmek için günün öne çıkan gelişmeleri listesine göz atabilirsiniz.



