⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 409
🕐 Son Güncelleme: 28.10.2026 08:03
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Fransız destek gemisi Abeille Marengo, Doğu Akdeniz’deki denizaltı kablo projesi kapsamında araştırmalar yapmak üzere Girit’in Kandiye Limanı’na ulaştı.
- Araştırmaların başlaması için Yunanistan’ın NAVTEX duyurusu yayımlaması beklenirken, süreç Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz yetki alanları gerilimi nedeniyle diplomatik bir boyuta taşındı.
- Türkiye, projenin yürütücüsü Fransa’nın resmi bildirimde bulunmasını talep ederken, Atina yönetimi Türkiye’den izin alma zorunluluğu olmadığını savunuyor.
Doğu Akdeniz’deki enerji ve iletişim hatlarını şekillendirecek olan denizaltı kablo projesi kapsamında kritik bir gelişme yaşandı. Denizaltı araştırmalarına teknik destek sağlaması beklenen 73 metre uzunluğundaki Fransız destek gemisi Abeille Marengo, dün sabah itibarıyla Yunanistan’ın Girit adasındaki Kandiye Limanı’na yanaştı. Geminin limana ulaşmasıyla birlikte, bölgedeki stratejik araştırmaların yeniden başlaması için geri sayım süreci resmen başladı.
Teknik Hazırlıklar ve NAVTEX Beklentisi
Fransız gemisinin Kandiye Limanı’nda birkaç gün konaklaması planlanıyor. Bu süre zarfında gemi mürettebatı, denizaltı araştırmaları için gerekli olan teknik hazırlıkları tamamlayacak ve bürokratik süreçleri sonuçlandıracak. Araştırma faaliyetlerinin fiilen başlayabilmesi için Yunanistan’ın yetkili istasyonları aracılığıyla NAVTEX (denizcilik duyurusu) yayımlaması gerekiyor. Yunan basınından edinilen bilgilere göre, söz konusu duyurunun Ekim ayının son günlerinde veya Kasım ayının ilk haftasında yayımlanması öngörülüyor. Bu duyurunun ardından geminin, Kaşot ile Kerpe arasındaki deniz alanlarına doğru hareket etmesi bekleniyor.
Ankara ve Atina Arasında Deniz Yetki Alanları Gerilimi
Geminin bölgeye gelişi, sadece teknik bir operasyon değil, aynı zamanda Türkiye ile Yunanistan arasındaki diplomatik dengeleri de etkileyen bir unsur olarak öne çıkıyor. Ankara yönetimi, bölgedeki faaliyetlerin hukuki zeminde ilerlemesi için projenin yürütücü devleti olan Fransa’nın, Türkiye’ye önceden yazılı bir bildirimde bulunması gerektiğini savunuyor. Bu talep, Türkiye’nin küresel diplomasi trafiği ve artan stratejik rolü çerçevesinde bölgedeki haklarının korunması adına kritik bir duruş olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan Atina yönetimi, söz konusu araştırmalar için Türkiye’den herhangi bir izin alma zorunluluğunun bulunmadığını iddia ederek süreci tek taraflı bir operasyon olarak yürütmeye hazırlandığını belirtiyor. Özellikle Libya ile imzalanan deniz yetki alanları mutabakatının ardından bölgedeki diplomatik hareketlilik artarken, Yunanistan hükümeti seçim öncesi herhangi bir taviz verildiği algısını yönetmeye çalışıyor. Atina, “bilgilendirme yapılması” ile “izin alınması” arasında keskin bir ayrım yaparak siyasi baskıları hafifletmeyi hedefliyor.
Diplomatik Analizler ve Bölgesel Riskler
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Kathimerini Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Alexis Papahelas, Yunanistan’ın bölgedeki gelişmelere karşı hazırlıksız yakalandığını ifade etti. Papahelas, Atina’nın Libya politikasında kontrolü elinde tuttuğu yönündeki açıklamalarının inandırıcılığını yitirdiğini savunuyor. Siyasi arenada tarihsel süreçte siyasi dürüstlük ve tutarlılık tartışmalarının yoğunlaştığı bu dönemde, Miçotakis hükümetinin seçim kampanyası öncesi üzerinde büyük bir baskı bulunduğu belirtiliyor. Papahelas, Türkiye’nin bölgedeki manevralarını “az konuşup çok iş yaparak” yürüttüğünü ve Yunanistan’ı yeni sürprizlerle karşılayabileceğini vurguladı.



