⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 406
🕐 Son Güncelleme: 28.10.2026 22:17
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- 28 Ekim’de gerçekleşen İsrail seçimlerinde, oyların büyük kısmının sayılmasına rağmen ne Başbakan Binyamin Netanyahu ne de rakibi Gadi Eisenkot hükümet kurmak için gereken çoğunluğa ulaşabildi.
- Siyasi kilitlenmenin aşılması için ya mevcut vaatlerin terk edilmesi ya da yeni bir erken seçime gidilmesi seçenekleri masada duruyor.
- Bölgesel gerilimler, özellikle İran ile olası bir çatışma senaryosunun, partileri bir “ulusal birlik hükümeti” kurmaya zorlayabileceği değerlendiriliyor.
İsrail, 28 Ekim Salı günü sandık başına gittiği seçimlerin ardından derin bir siyasi belirsizliğin içine girmiş durumda. Oyların %85’inin sayıldığı verilere göre, ne mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki koalisyon ne de en güçlü rakibi Gadi Eisenkot’un bloğu, parlamentoda hükümet kurmaya yetecek çoğunluğu elde edebildi.
Siyasi Kilitlenme ve Olası Çözüm Arayışları
Seçim sonuçlarının ardından İsrail siyasetinde “kilitlenme” olarak tanımlanan bu durum, ülkeyi yeni bir hükümet kriziyle karşı karşıya bıraktı. Analistler, mevcut tablo içerisinde hükümet kurabilmek için taraflardan birinin seçim öncesi verdiği vaatlerden vazgeçmek zorunda kalacağını belirtiyor. Bu durumun gerçekleşmemesi halinde, İsrail kamuoyu kendisini yeniden bir erken seçim sürecinin içinde bulabilir.
Öte yandan, ekonomi ve dış politika gündemi de bu belirsizlikten etkileniyor. Tıpkı Fed faiz kararı gibi küresel ekonomik göstergelerin piyasalara yön verdiği bir dönemde, İsrail’in siyasi istikrarsızlığı yerel piyasalar üzerinde de baskı oluşturuyor.
Netanyahu ve Eisenkot Arasındaki Çekişme
Gadi Eisenkot, seçim kampanyasını doğrudan Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmak üzerine inşa etti. Netanyahu’yu “yalan kültürü ve bölücülükle” suçlayan Eisenkot, seçim gecesi yaptığı çağrıda Başbakan’ın siyasi hayattan emekli olması gerektiğini savundu. Ancak sandıktan çıkan sonuçlar, Eisenkot’un bloğunun tek başına iktidar olmasına izin vermedi. Bu da Netanyahu’nun, kendi aşırı sağcı ortaklarından vazgeçerek bir “birlik hükümeti” arayışına girip girmeyeceği sorusunu doğuruyor.
İsrail’in güvenlik odaklı siyasi ajandasında, bölgedeki gelişmeler de kilit bir rol oynuyor. Tıpkı Türk Hava Kuvvetleri’nin eğitim uçuşları gibi stratejik hamlelerin bölge dengelerini etkilediği bir atmosferde, İran ile yaşanabilecek bir gerilimin, İsrail’deki siyasi liderleri zorunlu bir “ulusal birlik” çatısı altında birleştirebileceği konuşuluyor.
Arap Partilerinin Yükselişi
Seçim gecesinin en dikkat çekici detaylarından biri ise Arap partilerinin elde ettiği başarı oldu. Beklentilerin aksine 19 sandalye kazanarak meclisteki ağırlıklarını artıran Arap partileri, muhalefetin çoğunluğa ulaşması için tek matematiksel yol olarak görülüyor. Ancak Eisenkot bloğundaki Yahudi partilerin büyük çoğunluğu, Arap partileriyle koalisyon kurma fikrine mesafeli yaklaşıyor. Bu durum, İsrail siyasi tarihinde daha önce denenmiş ancak kısa süreli olmuş Arap partisi ortaklıklarının yeniden tartışılmasına neden oluyor.
Sonuç olarak İsrail, ya radikal bir uzlaşma ile yeni bir hükümet yapısına kavuşacak ya da sandığa tekrar gitmek zorunda kalacak. Bölgedeki güvenlik endişeleri ve ekonomik zorluklar, önümüzdeki günlerde yapılacak müzakerelerin belirleyicisi olacak.



