⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 394
🕐 Son Güncelleme: 29.10.2026 14:52
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye’de süresiz nafaka uygulamasında değişikliğe gidilmesine yönelik taslak çalışmalar yeniden hız kazandı.
- Yeni düzenlemede evlilik süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile çalışma hayatı gibi kriterlerin belirleyici olması hedefleniyor.
- Hukukçular, getirilecek kısıtlamaların kadınların kazanılmış haklarını zayıflatabileceği endişesiyle düzenlemeye temkinli yaklaşıyor.
Türkiye’de uzun süredir kamuoyunun gündeminde yer alan nafaka düzenlemesi, hukukçuların ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla yeniden masaya yatırıldı. Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, süresiz nafaka uygulamasında köklü değişiklikler öngören yeni kriterler belirlenmeye başlandı. Ancak bu taslak çalışma, hukuk dünyasında farklı görüşlerin tartışılmasına neden oldu.
Nafaka Belirlemede Yeni Kriterler Neler?
Hazırlanan yeni düzenleme taslağına göre, nafaka miktarının ve süresinin belirlenmesinde artık daha spesifik parametreler kullanılacak. Özellikle 3 ile 5 yıl arasında değişen evlilik süreleri, nafaka hakkının sınırlandırılmasında temel bir eşik olarak görülüyor. Bunun yanı sıra öne çıkan diğer kriterler ise şunlar:
- Tarafların sosyal ve ekonomik durumu
- Kişinin yeniden evlilik yapabilme olasılığı
- Çalışma durumu ve gelir düzeyi
- Çocuğun olup olmadığı ve velayet durumu
Bu kriterler, nafaka yükümlülüğünün süresini ve miktarını belirlemede hakimin takdir yetkisini genişletmeyi hedefliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, uygulamanın amacının mağduriyetleri gidermek olduğunu belirtse de uygulama biçimi üzerinde derin görüş ayrılıkları yaşanıyor.
Hukukçuların Düzenlemeye Bakışı
Konuyu değerlendiren Avukat Altın Mimir ve Avukat Göknur Mercan, mevcut sistemin revize edilmesine karşı olmadıklarını ancak yöntem konusunda endişeleri bulunduğunu ifade ediyor. Mimir, nafakanın bir “hak” olduğunu hatırlatarak, kriterlerin katı bir şekilde sınırlandırılmasının ekonomik açıdan zayıf olan tarafı korumasız bırakabileceğine dikkat çekiyor. Mercan ise yasalardaki bu tür değişikliklerin, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Toplumun farklı kesimlerinde de yankı bulan bu hukuki süreç, tıpkı Beykoz’da mülkiyet krizi örneğinde olduğu gibi, mülkiyet ve hak arayışı konusunda dikkatle takip ediliyor. Hukuki düzenlemelerin sadece teoride değil, pratikte de adalet duygusunu zedelememesi gerektiği uzmanların ortak görüşü.
Toplumsal Etki ve Beklentiler
Türkiye’de hukuk sisteminin dinamik yapısı, güncel olaylarla sürekli bir etkileşim halindedir. Nasıl ki Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ve tarihsel süreç üzerine yapılan analizler toplumun hafızasını tazeliyorsa, nafaka gibi aile hukukunu ilgilendiren konular da toplumun geleceğine doğrudan etki ediyor. Hükümetin, düzenleme sürecinde tüm paydaşların görüşlerini alarak, kazanılmış hakları koruyan ve mağduriyetleri önleyen dengeli bir metin üzerinde uzlaşması bekleniyor.
Önümüzdeki aylarda Meclis gündemine gelmesi beklenen taslağın, hukuk komisyonlarında nasıl bir şekil alacağı ve hangi kriterlerin yasalaşacağı merak konusu olmaya devam ediyor.



