⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 366
🕐 Son Güncelleme: 29.10.2026 16:38
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Gizem Avcıoğlu’nun yönettiği “Uyuyan Kadın” filmi, Fransa’da düzenlenen 24. Uluslararası Signes de Nuit Film Festivali’nin açılış eseri oldu.
- Yapay zeka teknolojisiyle üretilen ilk Türk uzun metraj filmi olma özelliğini taşıyan yapım, 50 binden fazla görüntünün işlenmesiyle iki yılda tamamlandı.
- Film, 9 Kasım’daki Paris prömiyerinin ardından 2027 yılında Türkiye’de Başka Sinema dağıtımıyla izleyiciyle buluşacak.
Türkiye sinemasının yenilikçi yapımlarından biri olan ve yönetmenliğini Gizem Avcıoğlu’nun (Vikki Bardot) üstlendiği Uyuyan Kadın (A Woman Asleep), uluslararası arenada büyük bir başarıya imza attı. Film, Fransa’nın bağımsız sinema ekolünün temsilcilerinden olan 24. Uluslararası Signes de Nuit Film Festivali’nde açılış filmi olarak gösterilmeye hak kazandı. Bu gelişme, 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali‘ndeki gösteriminin ardından filmin Avrupa yolculuğunun en önemli duraklarından biri olarak kaydedildi.
Yapay Zeka Destekli Sinemasal Deneyim
Vikki Bardot imzalı yapım, sadece hikayesiyle değil, üretim tekniğiyle de dikkat çekiyor. Tamamı yapay zeka araçları kullanılarak üretilen ve iki yıllık bir çalışma sürecinin ürünü olan film, 50 binden fazla görsel verinin kurgulanmasıyla oluşturuldu. Yönetmen, geleneksel sinema anlayışının dışına çıkarak, kendi sanatsal pratiği doğrultusunda eğittiği yapay zeka modelleriyle özgün bir görsel dil kurmayı başardı. Film, izleyiciyi klasik bir olay örgüsünden ziyade, hafıza ve düşünce sınırlarının bulanıklaştığı bir “deneme-film” atmosferine davet ediyor.
Modern İnsanın Yalnızlığı ve Teknoloji
Georges Perec’in ünlü “Uyuyan Adam” romanından esinlenen yapım, teknolojiyle çevrili modern insanın yaşadığı varoluşsal kopuşu ve manevi yalnızlığı konu alıyor. Yarı otobiyografik ögeler taşıyan film, izleyiciyi dijital çağın getirdiği yabancılaşma üzerine düşündürüyor. Festival direktörü Bernd Buder, filmi “çarpıcı derecede yaratıcı” olarak tanımlarken, yapımın teknik yeniliklerin ötesinde derin bir düşünsel zemin sunduğunu vurguladı. Günümüzde sanatın dijitalleşen yüzü, teknolojik araçların sinemadaki kullanımını da yeniden tanımlıyor.
Avrupa Prömiyeri ve Gelecek Vizyonu
Paris’teki açılış gösterimi öncesinde film, Almanya’da düzenlenecek 36. Cottbus Film Festivali’nin Ana Yarışması’nda uluslararası izleyiciyle buluşacak. Avrupa genelindeki bu prestijli gösterimler, Türk sinemasının deneysel alanda geldiği noktayı göstermesi açısından kritik önem taşıyor. Türkiye’deki sinemaseverler ise merakla beklenen bu yapımı, 2027 yılı içerisinde Başka Sinema dağıtımıyla beyaz perdede izleme şansı bulacak. Ekonomik ve sosyal gündemdeki yoğunluğun arasında, uluslararası iş birlikleri ve sanatsal başarılar, Türkiye’nin kültürel temsil gücünü artırmaya devam ediyor.



