⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 409
🕐 Son Güncelleme: 30.10.2026 14:01
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir’de yaptığı açıklamada sermaye piyasalarında yaşanan fon vurgununun “el yapımı” bir kriz olduğunu savundu.
- Babacan, 16 milyar doları bulan piyasa dolandırıcılığının siyasi destek ve bürokratik ihmal olmadan gerçekleşemeyeceğini iddia etti.
- Söz konusu krizin sermaye piyasalarında 150 milyar doları aşkın değer kaybına yol açtığını ve bireysel yatırımcı güvenini zedelediğini vurguladı.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin İzmir İl Başkanlığı’nda gerçekleştirdiği basın toplantısında Türkiye’nin gündemini meşgul eden sermaye piyasalarındaki “fon krizi”ne ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Yaşanan durumu bir “deprem” benzetmesiyle tanımlayan Babacan, bu krizin doğal bir gelişme olmadığını, aksine “el yapımı” bir süreç olduğunu öne sürdü.
“Siyasi İktidar Desteği Olmadan Mümkün Değil”
Babacan, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesine atıfta bulunarak, yaşananların net bir “piyasa dolandırıcılığı” olduğunu belirtti. Kurumsal altyapının bu tür yasa dışı faaliyetleri anında tespit edebilecek kapasitede olduğunu savunan Babacan, buna rağmen krizin bu denli büyümesinin ancak siyasi iktidar içinden ve bürokrasiden gelen bir destekle mümkün olabileceğini ifade etti. Benzer ekonomik riskler, daha önce Trive Yatırım faaliyetlerini iki yıl süreyle durdurma kararı aldı gibi piyasadaki oyuncuların hamleleriyle de yakından izleniyordu.
Yatırımcı Kaybı ve Ekonomik Güven
Toplantıda, sermaye piyasalarındaki değer kaybının ulaştığı boyutları rakamlarla ortaya koyan Babacan, eylül ayından bu yana piyasalarda 150 milyar doları aşan bir değer kaybı yaşandığını vurguladı. Bireysel yatırımcı sayısındaki azalmaya dikkat çeken Babacan, güven ortamının zedelendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “131 fonla ilgili kısımdaki 16 milyar dolarlık vurgun, sadece görünen kısım. Asıl tehlike, bu olayın yarattığı topyekûn karamsarlık ve sermaye piyasalarımızdan kaçan yatırımcıdır.”
Ekonomik piyasalardaki bu tür çalkantıların, bireysel yatırımcıyı koruma mekanizmalarının işletilmemesinden kaynaklandığını belirten Babacan, kadroların liyakat esasına göre oluşturulması gerektiğini söyledi. Öte yandan Türkiye’nin genel ekonomik görünümüne dair farklı başlıklar da gündemdeki yerini koruyor. Örneğin, Türkiye’nin üçüncü çeyrek turizm geliri 25,5 milyar dolara ulaştı verisi, ekonominin diğer sektörlerdeki performansını gösterirken, sermaye piyasalarındaki güvensizliğin makroekonomik istikrar üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Kadrolaşma ve Ahlaki Erozyon Vurgusu
Babacan, konuşmasının devamında kurumların teknik altyapısının çok gelişmiş olduğunu ancak “insan faktörü” ve “ahlaki erozyon” nedeniyle sistemin işlemez hale getirildiğini savundu. Devlet imkânlarının birilerine peşkeş çekilmesinin piyasalara olan inancı yok ettiğini belirten Babacan, bu durumun düzeltilmemesi halinde uzun vadede sermaye piyasalarına yatırımcı çekmenin imkânsız hale geleceği uyarısında bulundu.
Söz konusu dolandırıcılık iddialarının hukuki süreçleri devam ederken, Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi biletlerinde bot yazılım soruşturması gibi dijital sistemlerin suistimal edildiği diğer olaylar, kamuoyunda denetim mekanizmalarının daha sıkı çalışması gerektiği yönündeki beklentileri artırıyor.




