⏱️ Okuma Süresi: 1 dk
📝 Kelime: 244
🕐 Son Güncelleme: 30.10.2026 16:22
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- COP17 Biyolojik Çeşitlilik Konferansı, Ermenistan’da gerçekleştirilen iki haftalık yoğun müzakerelerin ardından 30 Ekim tarihinde sona eriyor.
- Delegeler, küresel doğa hedeflerini hızlandırmayı amaçlayan ve “Yerevan Pathway” olarak adlandırılan stratejik karar paketini tamamlamaya çalışıyor.
- BM raporları, 2030 yılına kadar belirlenen koruma hedeflerine ulaşma konusunda mevcut ilerlemenin oldukça yavaş olduğunu ortaya koyuyor.
Ermenistan’da düzenlenen Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Konferansı (COP17 CBD), iki hafta süren hararetli diplomatik görüşmelerin ardından 30 Ekim tarihinde tamamlanıyor. Zirvenin temel amacı, dünyadaki biyolojik çeşitliliğin korunması ve ekosistemlerin onarılmasına yönelik verilen sözlerin hayata geçirilmesini hızlandıracak olan Yerevan Pathway karar paketini nihai karara bağlamak olarak belirlendi.
Yerevan Pathway ve Küresel Doğa Hedefleri
Zirve boyunca delegeler, doğa hedeflerinin uygulanabilirliğini artırmak adına yeni stratejiler üzerinde yoğunlaştı. Ancak, müzakerelerin son saatlerine girilirken bilimsel çalışmaların finansmanı, zararlı sübvansiyonların yönetimi ve yerel halkların karar alma süreçlerine katılımı gibi kritik konular henüz tam bir mutabakata varılamamış durumda. Greenpeace International temsilcileri, müzakerelerden somut ve uygulanabilir önceliklerin çıkması gerektiğini vurgularken, mevcut durumun beklentileri tam olarak karşılamadığını ifade ediyor.
Zirvenin arka planında, 2022 yılında COP15 sırasında kabul edilen Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi (KMGBF) yer alıyor. “Doğa için Paris Anlaşması” olarak nitelendirilen bu çerçeveye yönelik ilk küresel değerlendirme, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından başlatılan ‘State of Biodiversity Action’ raporuyla yapıldı. Rapora göre, ulusal düzeyde belirlenen hedeflerin yarısından azı mevcut takvime uygun ilerleme kaydediyor.
Koruma Hedeflerinde Mevcut Durum ve “30×30” Krizi
Dünya liderlerinin 2030 yılına kadar gezegenin kara ve deniz alanlarının en az yüzde 30’unu koruma altına alma hedefi, yani “30×30” stratejisi, ciddi bir boşlukla karşı karşıya. Protected Planet veri tabanından alınan güncel veriler, şu an kara ve iç sularda koruma oranının yaklaşık yüzde 19, okyanuslarda ise yalnızca yüzde 10 seviyesinde olduğunu gösteriyor. Bu durum, 2030




