⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 448
🕐 Son Güncelleme: 30.10.2026 08:23
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Ahmet Yıldız, BM Güvenlik Konseyi’nde Yunanistan Başbakanı’nın Libya mutabakatına yönelik eleştirilerine sert yanıt verdi.
- Yıldız, Türkiye ve Libya arasında 2019’dan beri yürürlükte olan deniz yetki alanı anlaşmasının iki egemen devletin hukuki hakkı olduğunu belirtti.
- Konuşmada ayrıca deniz güvenliği için yeni teknolojilerin kullanımı ve siber saldırı riskleri gibi kritik başlıklar ele alındı.
Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, BM Güvenlik Konseyi toplantısında Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Türkiye-Libya deniz yetki mutabakatına yönelik eleştirilerine yanıt vererek, Türkiye’nin egemenlik haklarını ve uluslararası hukuk çerçevesindeki duruşunu net bir şekilde ortaya koydu.
“BM Güvenlik Konseyi Bir Deniz Sınırlandırma Mahkemesi Değildir”
New York’ta düzenlenen “Yeni teknolojiler ve deniz güvenliği: barış ve güvenlik açısından etkileri” başlıklı açık tartışma oturumunda konuşan Büyükelçi Yıldız, Yunanistan tarafının iddialarına karşı diplomatik bir dille ancak kararlı bir duruş sergiledi. Miçotakis’in Türkiye ve Libya arasındaki mutabakatın “coğrafyaya aykırı” olduğu yönündeki söylemlerine değinen Yıldız, “Bu Konsey bir deniz sınırlandırma mahkemesi değildir. Bir harita bir iddiayı gösterebilir ancak onu yargılayamaz” ifadelerini kullandı.
Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nın 2019 yılından bu yana geçerli olduğunu hatırlatan Yıldız, bu anlaşmanın yalnızca tarafları ilgilendirdiğini vurguladı. Bölgedeki diplomatik tansiyonun yüksek olduğu dönemlerde, Yunanistan Eski Genelkurmay Başkanı’ndan Türkiye’ye Tehdit İçeren Açıklama gibi olaylar gündemi meşgul ederken, Türkiye’nin hukuki zemini koruma çabası dikkat çekti.
Egemen Devletlerin Hakları ve Adaleti Savunma
Türkiye ve Libya’nın uluslararası hukuk uyarınca anlaşma yapma yetkisine sahip iki egemen devlet olduğunu belirten Yıldız, üçüncü devletlerin bu tür anlaşmalara itiraz etme hakkının bulunmadığını söyledi. Yıldız, Türkiye’nin kıta sahanlığı haklarını azaltmaya yönelik girişimlerin kabul edilemeyeceğini ve bu tür anlaşmazlıkların ancak diyalog ve adil sınırlandırma yoluyla çözülebileceğini ifade etti. Ayrıca, Ege Denizi’ndeki adaların her zaman otomatik olarak tam yetki tanımayacağına dair uluslararası içtihatlara da atıfta bulundu.
Diplomatik dengelerin hassas olduğu bu süreçte, Aliyev’in Ankara Zirvesine Katılmayacağı İddiası ve Diplomatik Yorumlar gibi gelişmeler bölge siyasetinin seyrini etkilerken, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarını savunmaya devam edeceği mesajı verildi.
Deniz Güvenliğinde Teknoloji ve Siber Riskler
Toplantının diğer önemli gündem maddesi olan teknolojik gelişmeler konusunda da değerlendirmelerde bulunan Yıldız, denizcilik alanında yeni teknolojilerin farkındalığı ve arama-kurtarma faaliyetlerini güçlendirebileceğini belirtti. Ancak, bu gelişimle birlikte siber saldırılar, iletişim sistemlerine müdahale ve otonom teknolojilerin kötüye kullanımı gibi risklerin de arttığını vurguladı. Yıldız, deniz güvenliğinin sağlanması için teknolojik kullanımın BM Şartı’na uygun olması ve anlamlı bir insan gözetiminin şart olduğunu sözlerine ekledi.
Dünya siyasetindeki bu kritik gelişmeleri ve bölgedeki hareketliliği takip etmek için Günün özeti: 30 Ekim 2026 öne çıkan gelişmeler listesine göz atabilirsiniz.



