⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 396
🕐 Son Güncelleme: 31.10.2026 23:19
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Karaköy Palas’ta düzenlenen panelde, kütüphane ve arşivlerin dijitalleşme süreçleri ile kültürel üretimdeki rolleri tartışıldı.
- Uzmanlar, kütüphanelerin sadece kitap deposu değil, zengin sanat koleksiyonlarına sahip yaşayan kültür merkezleri olduğunu vurguladı.
- Dijital verilerin uçuculuğu nedeniyle fiziksel arşivlerin dijital ortama aktarılmasının “karanlık dönem” riskine karşı kritik olduğu belirtildi.
İstanbul’un tarihi merkezlerinden biri olan Karaköy Palas, kültürel mirasın korunması ve dijitalleşme süreçlerinin ele alındığı önemli bir akademik buluşmaya ev sahipliği yaptı. Kütüphane ve arşivlerin dönüşümü üzerine gerçekleştirilen programda, koleksiyonların güncel durumu, kamusal erişim imkanları ve dijital çağa uyum süreçleri uzman görüşleriyle masaya yatırıldı.
Kütüphaneler Sadece Kitap Deposu Değildir
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Habil Sağlam’ın yönetiminde gerçekleşen oturumda, kütüphanelerin modern dünyadaki evrimi geniş bir perspektifle değerlendirildi. Programda konuşan Beyazıt Devlet Kütüphanesi Müdürü Ramazan Minder, kütüphanelerin geleneksel algısının ötesine geçtiğini belirtti. Minder, kütüphanelerin yalnızca kitap barındıran mekanlar olmadığını, aksine zengin sanat ve arşiv koleksiyonlarıyla birer kültür merkezi işlevi gördüğünü ifade etti.
Türkiye’deki derleme ve ihtisas kütüphanelerinin sahip olduğu potansiyele dikkat çeken Minder; Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Milli Kütüphane ve Atatürk Kitaplığı gibi kurumların haritalar, kartpostallar, fotoğraf arşivleri ve orijinal ressam tabloları gibi eşsiz materyallere ev sahipliği yaptığını söyledi. Bu noktada, kütüphane koleksiyonları ile müze envanterlerinin eş güdümlü çalışmasının önemine değinildi. Karaköy Palas’ta Dijital Arşiv ve Koleksiyonların Geleceği Tartışıldı kapsamında yapılan değerlendirmelerde, kültürel hazinelerin görünür kılınmasının asıl koruma yöntemi olduğu vurgulandı.
Dijital Çağın “Karanlık Dönem” Riski
Panelin en dikkat çekici bölümlerinden biri, dijitalleşmenin beraberinde getirdiği risklerin tartışıldığı kısımdı. Ramazan Minder, dijital verilerin doğası gereği uçucu olduğuna işaret ederek, geçmiş yüzyıllara ait fiziksel bir mektubun veya fotoğrafın kolayca korunabildiğini ancak günümüz dijital verilerinin gelecekte büyük bir “karanlık dönem” yaratabileceği uyarısında bulundu. Fiziksel arşivlerin taranarak dijital kayıtlara kazandırılmasının, bilginin sürekliliği için hayati bir görev olduğunu belirten Minder, “Korumak sadece depoda muhafaza etmek değildir; o hazineyi görünür kılmaktır,” dedi.
Kültürel üretimin farklı dallarında da benzer süreçlerin yaşandığı biliniyor. Örneğin, edebiyat dünyasında 13. Arjen Arî Şiir Yarışması Ödülleri Sahiplerini Buldu haberi gibi sanatsal faaliyetlerin de kayıt altına alınması ve arşivlenmesi, kültürel süreklilik açısından büyük önem taşıyor.
Uzman İsimler ve Katılımcılar
Programda Rami Kütüphanesi Basın ve Dış İlişkiler Müdürü Ramazan Aktemur, Kültür ve Turizm Bakanlığı uzmanı Emrah Keskin, Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mehlika Karagözoğlu Aslıyüksek ve İSAM Bilgi Teknolojileri ve Dijitalleşme Müdürü Ayhan Kaygusuz da görüşlerini paylaşarak, bilginin çoğaltılması ve kitlelere ulaştırılması süreçlerindeki teknolojik dönüşümü değerlendirdi.




