⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 374
🕐 Son Güncelleme: 31.10.2026 00:25
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul Esenyurt’taki Kıraç Cemevi’nin devredilmesine karşı Alevi yurttaşlar direnişini sürdürüyor.
- Prof. Dr. Bedriye Poyraz, Alevi toplumunun yok sayılmasının Türkiye’deki demokratikleşme sürecini engelleyeceğini belirtti.
- İdris-i Bitlisi tartışmaları ve cemevlerinin yasal statüsü, toplumsal barış ve eşit yurttaşlık bağlamında kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.
İstanbul Esenyurt’ta bulunan Kıraç Cemevi‘nin Cem Vakfı’na devredilmesi kararı, bölgedeki Alevi toplumu arasında büyük bir tepkiye yol açtı. Cemevinin statüsü ve Alevi hakları üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bedriye Poyraz, yaşanan süreci ve iktidarın Alevilere yönelik genel politikalarını değerlendirdi. Poyraz, cemevlerinin yasal statüsü ve kamusal kaynakların tarafsız kullanımı konusundaki belirsizliklerin demokratikleşme önündeki en büyük engellerden biri olduğunu ifade etti.
Kıraç Cemevi ve Devletin Tutumu
Kıraç’ta yaşanan tahliye ve devir süreciyle ilgili konuşan Prof. Dr. Bedriye Poyraz, bu durumun devletin toplumsal gruplara karşı sergilediği tutumu yansıttığını savundu. Alevi yurttaşların haklarını korumak adına başlattığı direnişin, sadece bir mekan meselesi değil, bir kimlik ve hak mücadelesi olduğunu vurguladı. Siyasi çözüm arayışlarının ve uluslararası çözüm çağrılarının gündemi meşgul ettiği bir dönemde, iç politikadaki bu tür gerilimlerin toplumsal barışa zarar verebileceğine dikkat çekti.
İdris-i Bitlisi Tartışmaları ve “Kırmızı Çarpı” Sembolizmi
Son dönemde kamuoyunda yankı uyandıran İdris-i Bitlisi tartışmalarına da değinen Poyraz, bu söylemlerin Alevi toplumunda derin bir kaygı yarattığını belirtti. Alevilerin tarihsel süreçte pek çok zorlukla karşılaştığını hatırlatan akademisyen, yapılan bazı tarihsel atıfların Alevi kimliğine yönelik bir “reddiye” niteliği taşıdığını söyledi. Poyraz, “Deyim yerindeyse Alevilerin kapısına sürekli bir kırmızı çarpı konuluyor. İdris-i Bitlisi söylemi de bu sürecin bir parçası olarak görülüyor,” diyerek toplumsal hafızadaki kırılmalara işaret etti.
Hukuki süreçlerin ve yargı kararlarının toplumsal yankı bulduğu bu tür hassas dönemlerde, Alevi örgütlerinin sürece zarar vermemek adına özenli davrandığını ancak mevcut politikaların demokrasiye hizmet etmediğini savundu. Poyraz’a göre, Alevilerin inanç ve kimlik hakları güvence altına alınmadan, Türkiye’de gerçek anlamda bir demokratikleşmeden bahsetmek mümkün görünmüyor.
Eşit Yurttaşlık ve Demokratikleşme Şartı
Sonuç olarak, cemevlerinin yasal bir statüye kavuşturulması ve kamusal hizmetlerden eşit şekilde yararlanılması taleplerinin bir lütuf değil, anayasal bir hak olduğu vurgulanıyor. Prof. Dr. Bedriye Poyraz, Alevi toplumunun dirençli yapısına ve kimliğini yaşatma çabasına vurgu yaparak, demokratik bir toplum inşa etmenin yolunun ancak eşit yurttaşlık ilkeleri üzerinden geçebileceğini belirtti.




