⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 389
🕐 Son Güncelleme: 02.11.2026 16:16
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- DMM, sosyal medya ve bazı basın organlarında yer alan “Türkiye’nin orman varlığının azaldığı” iddialarının gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
- Türkiye’nin orman varlığı 2002 yılından bu yana 20,8 milyon hektardan 23,4 milyon hektara yükselerek ülke yüz ölçümünün %30’una ulaşmıştır.
- FAO verilerine göre Türkiye, ağaçlandırma hamlelerinde dünyada üçüncü, Avrupa’da ise birinci sırada yer almaktadır.
Dezenformasyon İletişim Merkezi (DMM), son günlerde çeşitli sosyal medya platformlarında ve bazı basın yayın organlarında ortaya atılan, Türkiye’nin orman varlığını korumadığı ve ormansızlaşma oranlarının arttığı yönündeki iddialara ilişkin resmi bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu söylemlerin bilimsel verilerle ve mevcut istatistiklerle örtüşmediği vurgulandı.
Orman Varlığında Büyük Artış: 2002’den Bugüne Veriler
Türkiye’nin orman varlığına ilişkin yürütülen çalışmaların meyvelerini verdiği belirtilen açıklamada, somut rakamlar paylaşıldı. 2002 yılında 20,8 milyon hektar seviyesinde olan ormanlık alanların, yürütülen yoğun ağaçlandırma seferberlikleri sayesinde günümüzde 23,4 milyon hektara ulaştığı bildirildi. Bu artışla birlikte ormanların ülke yüz ölçümü içerisindeki payı da %30 seviyesine yükselmiş durumda. Bu durum, Türkiye’nin ekosistem koruma stratejilerinin başarıyla uygulandığının bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Uluslararası Raporlar Türkiye’nin Başarısını Tescilledi
İddiaların aksine, uluslararası kuruluşların verileri Türkiye’nin orman yönetimi konusundaki başarısını kanıtlar nitelikte. Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yayımlanan FRA 2025 Raporu, Türkiye’nin bu alandaki küresel konumunu net bir şekilde ortaya koydu. Rapora göre Türkiye; ağaçlandırma hamlelerinde dünyada 3., Avrupa’da ise 1. sırada yer alıyor. Ayrıca, orman varlığını en çok artıran ülkeler listesinde de dünyada 4., Avrupa’da ise 1. sırada bulunması, ülkenin çevresel sürdürülebilirlik konusundaki kararlılığını gösteriyor. Bu süreçler, iklim kriziyle mücadele kapsamında yürütülen COP31 hazırlıkları gibi küresel iklim stratejileriyle de paralellik gösteriyor.
Teknolojik Mücadele ve Hukuki Güvence
Ormanların korunması sadece ağaçlandırma ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda yangınla mücadele ve biyolojik çeşitliliğin korunması süreçlerini de kapsıyor. DMM tarafından yapılan bilgilendirmede, ormanlık alanların korunmasında Anayasa ve 6831 sayılı kanun çerçevesinde hareket edildiği, kamu yatırımı izinlerinin ekosistem bütünlüğü bozulmadan planlı bir şekilde yürütüldüğü ifade edildi.
Yangınlarla mücadelede ise ileri teknoloji kullanımı ön planda tutuluyor. İnsansız Hava Araçları (İHA) ve akıllı erken uyarı sistemleri ile desteklenen kesintisiz mücadele operasyonları, orman varlığının korunmasında kritik rol oynuyor. Ayrıca, orman köylüsünün refahını artırmaya yönelik projeler ve biyolojik çeşitliliği destekleyen çalışmalar da eş zamanlı olarak sürdürülüyor. Devletin sunduğu bu sosyal hizmet ve destek mekanizmaları ile orman köylüsünün ekosisteme olan katkısı güçlendiriliyor. Yetkililer, kamuoyunu yanıltmayı hedefleyen dezenformasyon içeriklerine karşı dikkatli olunması konusunda vatandaşları uyardı.




