⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 391
🕐 Son Güncelleme: 03.11.2026 02:05
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İsrailli sivil toplum kuruluşu “Sessizliği Bozmak”ın yeni sözcüsü Ayelet Kroizer, ordudaki görevi sırasında bilgi manipülasyonlarına tanıklık ettiğini açıkladı.
- Kroizer, ordu sözcülüğü biriminin kamuoyuna karşı sorumlu bir kurum gibi değil, operasyonların meşruiyetini sağlamaya çalışan bir halkla ilişkiler şirketi gibi hareket ettiğini iddia etti.
- Eski asker; masum sivillerin “terörist” olarak yaftalanması ve askeri kayıpların raporlanma biçimi gibi konularda bizzat rol aldığını belirtti.
İsrail ordusunda görev yapmış olan ve şu an “Sessizliği Bozmak” (Breaking the Silence) adlı sivil toplum kuruluşunun yeni sözcülüğünü üstlenen Ayelet Kroizer, ordunun medya stratejilerine ve bilgi yönetim biçimine dair çarpıcı iddialarda bulundu. Sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada Kroizer, askeri operasyonların meşruiyetini korumak adına gerçeklerin nasıl çarpıtıldığını ve kamuoyu algısının nasıl yönetildiğini detaylarıyla paylaştı.
Ordu Sözcülüğü ve Kamuoyu Algısı Yönetimi
Ultra-Ortodoks (Haredi) bir toplumda büyüyen ve vatanseverlik duygusuyla askerlik hizmetinden muafiyetini iptal ettirerek orduya katılan Kroizer, görev süresi boyunca ordunun iletişim stratejilerini bizzat gözlemleme fırsatı bulduğunu belirtti. Özellikle İsrail Ordu Sözcülüğü biriminde çalıştığı dönemde, kurumun temel amacının halkın haber alma hakkını korumak değil, halkın orduya olan güvenini maksimize etmek olduğunu vurguladı.
Kroizer, ordunun kamuoyuna karşı şeffaf bir yapı sergilemek yerine, adeta bir halkla ilişkiler şirketi gibi hareket ettiğini iddia etti. Bu durum, İsrail’de Filistinli partilerin Netanyahu hükümetine karşı birleşmesi gibi yoğun siyasi gerilimlerin yaşandığı dönemlerde, askeri operasyonların toplumsal kabulünü sağlamak için kullanılan bir mekanizma olarak tanımlanıyor.
“Terörist” Tanımı ve Bilgi Manipülasyonu
Medyaya servis edilen bilgilerin hazırlanma sürecinde bizzat yer aldığını belirten eski asker, kullanılan dilin nasıl şekillendirildiğine dair kritik örnekler verdi. Kroizer, “Hizmetim sırasında medyada yayınlanan ayrıntıları manipüle ettim. ‘Terörist’ kelimesinin masum Filistinlilere nasıl yapıştırıldığını ve açıklamaların hedef kitleye göre nasıl tasarlandığını gördüm,” ifadelerini kullandı.
Ordunun Gazze’deki saldırılarda hayatını kaybeden sivillere yönelik tutumunu da eleştiren Kroizer, operasyon sonuçlarının raporlanmasında standart bir prosedür uygulandığını söyledi. Bir saldırıda onlarca kişinin öldüğü durumlarda, haberin içeriğine otomatik olarak “olaya karışmayan sivillerin zarar görmesinden üzüntü duyuyoruz” cümlesinin eklendiğini belirterek, bu durumun günlük bir rutin haline geldiğini ifade etti. Bölgedeki bu bilgi kirliliği ve güvenlik sorunları, Umman açıklarında yaşanan şüpheli saldırılar gibi Orta Doğu’daki genel istikrarsızlık ortamıyla birleşince, dezenformasyonun boyutu daha da endişe verici bir hal alıyor.
“Sessiz Kalmayacağım” Çağrısı
Kroizer, yaptığı açıklamayı bir çağrı ile noktaladı. Savaş sırasında görev yapmış diğer askerlere de seslenen Kroizer, haksızlıklar karşısında sessiz kalmamaları gerektiğini vurguladı. “Sessizliği Bozmak” derneği ise Kroizer’ın bu cesur adımlarından duydukları memnuniyeti dile getirerek, işgal altındaki bölgelerde yaşanan gerçeklerin artık haykırılması gereken bir aşamaya geldiğini belirtti.




