⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 363
🕐 Son Güncelleme: 03.11.2026 04:31
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan üçlü Mekke Anlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülmeye hazırlanıyor.
- Yeni Parti milletvekilleri, anlaşmanın savunma maddelerinin Türkiye’yi doğrudan bölgesel çatışmaların içine çekebileceği konusunda muhalefet şerhi koydu.
- Husi güçlerinin, anlaşma nedeniyle Türkiye’nin Somali’deki askeri varlığını ve Kızıldeniz’deki sivil gemilerini hedef alabileceği uyarısı yapıldı.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan üçlü Mekke Anlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonu’ndan geçti. Anlaşmanın bu hafta içerisinde Genel Kurul’da görüşülerek karara bağlanması beklenirken, siyaset kulislerinde güvenlik risklerine dair ciddi tartışmalar yaşanıyor. Yeni Parti milletvekilleri, söz konusu savunma paktının Türkiye’yi öngörülemeyen bir savaşın parçası haline getirebileceği yönünde sert uyarılarda bulundu.
Savunma Anlaşması ve “Doğrudan Savaş” Riski
Yeni Parti Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ve Düzce Milletvekili Talih Özcan, kanun teklifine yazdıkları resmi muhalefet şerhinde, anlaşmanın içeriğindeki savunma maddelerine dikkat çekti. Milletvekilleri, anlaşmada yer alan ve bir ülkeye yapılan saldırıyı diğerlerine de yapılmış sayan maddelerin, Türkiye’yi doğrudan bir çatışma ortamına sürükleyebileceğini savundu. Yeni Parti’nin AİHM başvurusu hazırlığı ve siyasi stratejisi gibi konulardaki aktif tutumuyla bilinen partinin, bu savunma paktına karşı gösterdiği direnç, ulusal güvenlik ekseninde değerlendiriliyor.
Husi Tehdidi ve Somali Bağlantısı
Muhalefet şerhinde en dikkat çekici nokta ise Yemen merkezli Husi güçlerinin oluşturabileceği potansiyel tehdit oldu. Milletvekilleri, Husilerin Mekke Anlaşması’ndan çekilme çağrısında bulunduğunu hatırlatarak, bu durumun Türkiye’nin stratejik çıkarlarıyla çelişebileceğini belirtti. Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki etkinliğini artırmak amacıyla Somali ile geliştirdiği askeri ve diplomatik ilişkiler, bu yeni anlaşma ile birlikte bir risk faktörüne dönüşebilir.
Yapılan değerlendirmede, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’ndaki faaliyetlerinin yalnızca sivil gemileri değil, Türkiye’nin Somali’de konuşlandırılacak olan kara ve deniz kuvvetlerini de doğrudan hedef alabileceği vurgulandı. Orta Doğu’daki jeopolitik dengelerin hassasiyeti, ABD Gazetecisi Tucker Carlson’dan İsrail ve İran Hakkında İddia haberlerinde de sıkça işlenen bölgesel istikrarsızlık tartışmalarıyla benzerlik gösteriyor. Türkiye’nin doğrudan taraf olmadığı bir çatışmanın parçası haline gelmesi, Somali’deki askeri varlığın güvenliğini tehlikeye atabilir.
Sonuç olarak, Mekke Anlaşması’nın Genel Kurul’da görüşülmesi sürecinde, savunma iş birliklerinin getireceği diplomatik avantajlar ile beraberinde getirebileceği terör ve güvenlik risklerinin titizlikle analiz edilmesi bekleniyor. Türkiye’nin hem ticaret yollarını hem de Afrika’daki stratejik üslerini koruma refleksi, bu kritik oylamada belirleyici rol oynayacak.




