⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 442
🕐 Son Güncelleme: 03.11.2026 01:23
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul Tuzla’da bulunan VOLVAC fabrikasında, sendikalı oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan 35 işçi, fabrikanın önünde direniş başlattı.
- İşçiler, üretimin durmasına rağmen şirketin ismini gizleyerek ancak fabrikanın açık adresini vererek yeni işçi ilanları yayınladığını iddia ediyor.
- Direnişin 8. gününde fabrika önünde yoğun polis koruması bulunurken, işçiler anayasal örgütlenme haklarının ihlal edildiğini savunuyor.
İstanbul’un Tuzla ilçesinde faaliyet gösteren VOLVAC Paketleme ve Gıda Makinaları fabrikasında, sendikalaşma süreci sonrası yaşanan işten çıkarmalar büyük bir direnişe dönüştü. DİSK/Birleşik Metal-İş sendikasına üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan 35 işçi, fabrikanın önünde kurdukları çadırda haklarını aramak için 8 gündür nöbet tutuyor. Üretimin tamamen durduğu fabrikada, işçiler hem işlerini geri almak hem de sendikal haklarının korunmasını talep ediyor.
Şirket İsmini Gizleyerek Yeni Personel Arıyor
Direnişin en dikkat çekici noktalarından biri, işten çıkarılan işçilerin iddiaları oldu. İşçiler, fabrikanın üretim faaliyetlerinin durmasına rağmen yönetimin yeni personel arayışına girdiğini öne sürdü. Yayınlanan iş ilanlarında şirketin adının açıkça belirtilmediği, ancak fabrikanın açık adresinin birebir yer aldığı ifade edildi. Bu durum, işçiler tarafından “şirket ismini gizleyerek yeni bir kadro kurma çabası” olarak yorumlanıyor. Ekonomik dengelerin hassas olduğu bu dönemde, kamuda yeni ücret sistemi için hazırlıklar başlarken, özel sektördeki bu tür istihdam krizleri iş barışını olumsuz etkiliyor.
İş Kanunu’nun 25/II Maddesi Tartışma Konusu
İşten çıkarılan işçilerin anlatımlarına göre, şirket yönetimi işten çıkarmalar için İş Kanunu’nun 25/II maddesini gerekçe gösterdi. Bu madde, işverene “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller” iddiasıyla işçiyi tazminatsız ve bildirimsiz çıkarma yetkisi tanıyor. Ancak işçiler, bu maddenin sendikal örgütlenmeyi engellemek amacıyla bir araç olarak kullanıldığını savunuyor. Eylül ayında örgütlenmesini tamamlayan ve 15 Ekim’de yetki tespit yazısını alan işçilerin, bu süreçten hemen sonra işten çıkarılması, hukuki bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
Direnişçi işçilerden Yıldıray, örgütlenme sürecinin nasıl başladığını şu sözlerle aktardı: “Bir iş arkadaşımız sebepsiz yere işten atılınca, cami yolunda bir araya gelip ‘Sendikaya üye olalım’ dedik. Kısa sürede neredeyse herkes örgütlendi. Ancak yetki belgesi geldikten sonra patronun avukatı değişti ve ardından şefler dahil arkadaşlarımız tek tek kapının önüne konuldu.”
Yoğun Polis Koruması ve Hak Arayışı
Fabrika önündeki direniş alanında güvenlik önlemleri en üst seviyede tutuluyor. İşçilerin iddiasına göre, direnişin başladığı ilk günden bu yana yaklaşık 100 polis memuru fabrika girişinde bekliyor. İşçiler, devletin kolluk kuvvetlerinin kendilerini korumaktan ziyade, patronun mal varlığını korumak amacıyla orada bulunduğunu savunarak tepkilerini dile getiriyor. Sektörel hareketliliklerin farklı yönlerden takip edildiği, örneğin lüks otel sektöründe Türk turistlerin artan talebi ve ekonomik etkisi gibi konuların konuşulduğu bir dönemde, sanayi bölgelerindeki bu tür işçi hareketleri toplumsal gündemi meşgul etmeye devam ediyor.
35 işçi, anayasal bir hak olan sendika üyeliği nedeniyle cezalandırılmaya karşı mücadelelerini sürdürürken, gözler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ve yargı mercilerinin atacağı adımlara çevrildi.




