⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 543
🕐 Son Güncelleme: 04.11.2026 18:24
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye genelinde organ nakli bekleyen binlerce hastadan her gün ortalama 13’ü tedavi olamadan hayatını kaybetmektedir.
- e-Devlet ve e-Nabız entegrasyonuyla dijital bağışçı sayısı artış gösterse de, kadavradan organ bağışı oranları hâlâ yetersiz seviyede kalmaktadır.
- Türk Nefroloji Derneği, Türk Yoğun Bakım Derneği ve Organ Nakli Koordinatörleri Derneği, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası’nda ortak çağrı yaparak toplumsal farkındalık vurgusu yaptı.
Türkiye’de organ bekleyen binlerce hasta için zaman her geçen gün daha da daralırken, uzmanlardan yapılan son açıklamalar tablonun vahametini gözler önüne seriyor. Vefat etmiş veya canlı vericilerden alınan sağlıklı organların işlevini yitirmiş organlarla değiştirilmesi işlemi olan organ nakli, milyonlarca kronik hasta için hayati önem taşıyor. Ancak uzmanların paylaştığı son istatistiklere göre, ülkemizde her gün ortalama 13 hasta organ nakli beklerken yaşamını yitiriyor.
Sağlık Bakanlığı tarafından sürece e-Devlet ve e-Nabız entegrasyonu gibi dijital adımların eklenmesi bağış sürecini kolaylaştırmış olsa da, kadavradan bağış oranlarında istenen seviyeye henüz ulaşılamadı. Güncel verilere göre sistemde kayıtlı yaklaşık 1 milyon organ bağışçısı bulunuyor. Buna karşın bekleme listelerinde yer alan 33 bini aşkın hastanın 28 bin 790’ını böbrek ve karaciğer bekleyen vatandaşlar oluştururken, bu grubun yaklaşık 600’ünü ise çocuklar meydana getiriyor. 2025 yılı içerisinde organ nakli bekleyen 4 bin 769 hasta ne yazık ki hayatını kaybetti.
3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası’nda Ortak Bildiri
3–9 Kasım Organ Bağışı Haftası vesilesiyle Türk Nefroloji Derneği, Türk Yoğun Bakım Derneği ve Organ Nakli Koordinatörleri Derneği bir araya gelerek ortak bir bildiri yayımladı. Düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, dijital platformların devreye girmesiyle birlikte sistem üzerinden beyanlarda bulunanların sayısının üç katına çıktığını ifade etti.
Bu tablonun doğru uygulamalar sayesinde toplumsal katılımın artırılabileceğini açıkça gösterdiğini belirten Prof. Dr. Türkmen, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ancak ikinci ve en kritik adım; bağış kararının yalnızca dijital sistemde kalmaması, mutlaka aile bireyleriyle de paylaşılmasıdır. Canlı donörden böbrek nakli konusunda dünyada ilk sırada yer alıyoruz. Bizden daha fazla canlı donörden böbrek nakli yapan başka bir ülke yok. Ancak bu başarıyı mutlaka kadavradan organ nakline de taşımamız gerekiyor.” Günlük yaşamda sağlık alanındaki gelişmeler yakından takip edilirken, kimi zaman derbi heyecanı sonrası kalp krizi geçiren hastanın nakli ertelendi gibi acil ve kritik vakalar da operasyonel süreçlerin ne denli hassas olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Canlı Vericide Zirvedeyiz, Kadavrada Gerideyiz
Organ nakli bekleyen hastalar içerisinde en geniş grubu kronik böbrek hastaları oluşturuyor. 2025 sonu itibarıyla yaklaşık 14 bin yeni hasta böbrek replasman tedavisine başlarken, böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi gören toplam hasta sayısı 95 bin 489’a ulaştı. Uzmanlar, diyalize giren hastaların yaşam kalitesinin nakil olanlara kıyasla çok daha düşük olduğuna dikkat çekerek her yıl diyalizdeki hastaların yüzde 10’unun kaybedildiğini vurguluyor.
Öte yandan, 2026 yılının ilk 10 ayında Türkiye genelinde beyin ölümü gerçekleşen 2 bin 78 kişiden yalnızca 375’inin organları bağışlandı. Beyin ölümü tanısı konulan kişilerin yaklaşık yüzde 18’ine denk gelen bu oran, doğru bilgilendirme ve toplumsal bilinçlenme ile önümüzdeki yıllarda binlerce hayatın kurtarılabileceğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Ülke genelinde sağlık altyapısının güçlendirilmesi ve toplumsal duyarlılığın artırılması adına atılan adımlar sürerken, uzmanlar vatandaşları organ bağışı konusunda daha duyarlı olmaya davet ediyor. Benzer şekilde, Türkiye genelinde toplumsal hayatı ve kamu düzenini ilgilendiren kredi kartı ve tüketici kredisi borç faizleri için kanun teklifi Meclis’te görüşülmeye devam ederken, vatandaşların refahını ve yaşam hakkını koruyan her türlü yasal ve tıbbi gelişme yakından takip ediliyor.




