⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 364
🕐 Son Güncelleme: 05.11.2026 06:35
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul Bayrampaşa Belediyesi’ne bağlı Yenidoğan Çocuk Eğitim Merkezi’nde, 3,5 yaşındaki okul öncesi çocuklara “değerler eğitimi” adı altında Kur’an ve Arapça dersleri verildiği ortaya çıktı.
- Durumu fark eden bir veli, çocuklarının yaş grubuna uygun olmayan bu eğitime itiraz ederek İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve belediye yönetimine başvurdu.
- Okul yönetimi, eğitimin içeriğini değiştireceklerini belirtse de derslerin devam etmesi üzerine, ders istemeyen çocukların farklı bir sınıfa alınması kararlaştırıldı.
İstanbul’un Bayrampaşa ilçesinde bulunan Yenidoğan Çocuk Eğitim Merkezi, okul öncesi çağdaki çocuklara yönelik uyguladığı eğitim müfredatı nedeniyle gündeme geldi. 3,5 yaşındaki çocuklara “değerler eğitimi” kapsamında Kur’an ve Arapça öğretilmesi, bazı ebeveynlerin tepkisine neden oldu. Uygulamanın, çocukların evde Arapça kelimeler kullanmaya başlaması ve dini ritüelleri andıran hareketler sergilemesiyle fark edildiği öğrenildi.
Veli İtirazı ve Kurumsal Yanıt
İkiz çocuklarının okulda aldığı eğitimle ilgili durumu fark eden veli Selçuk Ç., okul yönetimiyle iletişime geçerek süreci sorguladı. Kendisine çocuklarının birebir Kur’an eğitimi alıp almayacağına dair bir onay formu sunulduğunu belirten veli, bu yaş grubundaki çocukların gelişim seviyeleriyle örtüşmeyen bir eğitim modeline karşı çıkarak resmi itiraz süreçlerini başlattı. Konuyla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde de dikkat çeken tartışmalar, kamuoyunda “okul öncesi eğitimde laiklik ve pedagojik uygunluk” başlıklarını yeniden öne çıkardı.
Eğitim İçeriğinde Düzenleme Arayışı
Veli Selçuk Ç.’nin İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yaptığı başvuruda, kurumun sorumluluğun belediyede olduğunu ifade ettiği belirtildi. Belediyeye bağlı okul yönetimi ise ilk etapta uygulamayı savunsa da, gelen tepkiler üzerine Kur’an eğitiminin kaldırıldığını ancak “yemek duası” gibi dini içerikli uygulamaların devam edeceğini duyurdu. Bu durum, eğitimde fırsat eşitliği ve tarafsızlık ilkeleri tartışmalarını beraberinde getirdi.
Yaşanan bu idari süreç, ekonomik istikrar kadar toplumsal hassasiyetlerin de yerel yönetim politikalarında ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, Türkiye genelinde yerel yönetimlerin sunduğu sosyal hizmetlerin denetimi konusunda da yeni soru işaretleri oluştu.
Çözüm Olarak “Ayrı Sınıf” Önerisi
Okul yönetiminin, dini eğitim almak istemeyen öğrencileri ders saatlerinde başka bir sınıfa almayı teklif etmesi, veliler arasında farklı görüşlerin oluşmasına yol açtı. Pedagojik açıdan 3,5 yaşındaki çocukların bu şekilde bir ayrışmaya tabi tutulmasının doğru olup olmadığı eğitim uzmanları tarafından değerlendirilirken, veli Selçuk Ç. bu çözümün kalıcı bir iyileştirme sağlamadığını vurguladı. Eğitim sistemindeki bu tür uygulamalar, toplumsal gündem içerisinde yakından takip edilmeye devam ediyor.




