⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 376
🕐 Son Güncelleme: 05.11.2026 23:28
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İzmir ESHOT Genel Müdürlüğü’nde şube müdürü olarak görev yapan bir sendika üyesinin, rızası dışında uzman kadrosuna atanması yargıya taşındı.
- Mahkeme, söz konusu atama işleminin hukuki gerekçelerden yoksun olduğunu belirterek idari işlemi iptal etti.
- Tüm Bel-Sen, kazanılmış hakların korunması gerektiğini vurgulayarak kurumdaki keyfi uygulamalara son verilmesi çağrısında bulundu.
İzmir ESHOT Genel Müdürlüğü bünyesinde gerçekleştirilen görev değişiklikleri ve sendikal faaliyetlere yönelik idari kararlar, yargı denetimine takıldı. Tüm Bel-Sen İzmir 1 No’lu Şube tarafından yapılan açıklamada, şube müdürü unvanıyla görev yapan bir sendika üyesinin rızası dışında uzman kadrosuna atanmasına karşı açılan davanın kazanıldığı duyuruldu.
Mahkemeden “Kazanılmış Hak” Vurgusu
Mahkeme süreci, idarenin keyfi atama yetkisinin sınırlarını belirlemesi açısından emsal niteliği taşıyor. Kararda, görevde yükselme sınavı ile kazanılan “şube müdürü” unvanının bir “kazanılmış hak” olduğu ifade edildi. Üyenin görevden alınabilmesi için idarenin; başarısızlık, yetersizlik veya disiplinsizlik gibi somut ve objektif gerekçeler sunması gerektiğine hükmedildi. Ancak ESHOT yönetiminin, söz konusu atama için herhangi bir hukuki gerekçe ortaya koyamadığı anlaşıldı.
Bu süreç, Türkiye genelinde kamu kurumlarındaki liyakat tartışmalarını da yeniden gündeme getiriyor. Benzer şekilde, kamusal süreçlerin yönetimi ve kurumsal istikrar, özellikle yerel yönetim birimlerinde büyük önem arz ediyor. Şube müdürünün uzman kadrosuna çekilmesini “hukuka aykırı” bulan mahkeme, idari işlemin iptaline karar verdi.
Sendikadan “Baskılara Son Verin” Çağrısı
Tüm Bel-Sen temsilcileri, sadece kadro değişikliklerinin değil, aynı zamanda sendikal faaliyetlere yönelik baskıların da kabul edilemez olduğunu belirtti. Özellikle delege seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını kullanan bir üyeye verilen kınama cezası, sendika tarafından “sindirme politikası” olarak nitelendirildi. Emekçilerin ailelerinden ve yaşam düzenlerinden uzak yerlere görevlendirilmesi (sürgün uygulamaları), çalışma barışını zedeleyen unsurlar arasında gösterildi.
Sendika yönetimi, kurumsal birikimin ancak hukuk ve liyakat ilkelerine bağlı kalınarak korunabileceğini ifade etti. Kurum içindeki bu tür gerilimler, zaman zaman toplumsal ve kurumsal destek süreçlerini de olumsuz etkileyebiliyor. Tüm Bel-Sen, ESHOT idaresini, çalışanların anayasal haklarına saygı duymaya ve keyfi uygulamalardan vazgeçmeye davet etti.
Örgütlü Mücadelenin Önemi
Dava sonucunu bir “hukuk zaferi” olarak tanımlayan sendika, örgütlü mücadelenin çalışan haklarını korumadaki gücüne dikkat çekti. Açıklamada, “Kazanılmış hakları yok sayan, hukuku ve liyakati hiçe sayan bu anlayışı kabul etmiyoruz. Hukuksuzluğa ve sürgünlere karşı mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerine yer verildi. ESHOT yönetimi tarafından konuya ilişkin henüz resmi bir karşı açıklama yapılmazken, hukuk çevreleri mahkemenin bu kararının benzer durumdaki diğer çalışanlar için de bir emsal teşkil edebileceğini değerlendiriyor.




