⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 378
🕐 Son Güncelleme: 05.11.2026 12:38
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi öncesinde, 17 sivil toplum kuruluşundan oluşan İklim Ağı, ülkenin iklim karnesini eleştirdi.
- Uzmanlar, Türkiye’nin 2035 yılına kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 16 oranında artırma hedefinin küresel iklim taahhütleriyle çeliştiğini belirtti.
- İklim Ağı, karar alma süreçlerinde şeffaflık eksikliği yaşandığını ve sivil toplumun dışlandığını savunarak, kömürden çıkış için acil eylem çağrısında bulundu.
Türkiye’nin ev sahipliğini üstlendiği COP31 İklim Zirvesi yaklaşırken, iklim değişikliğiyle mücadele eden 17 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek oluşturduğu İklim Ağı, resmi iklim politikalarına yönelik kapsamlı bir değerlendirme raporu yayımladı. Uzmanlar, Türkiye’nin zirveye ev sahipliği yapmasının önemli bir sorumluluk olduğunu ancak mevcut politikaların bu sorumlulukla örtüşmediğini vurguladı.
Emisyon Artış Hedefi ve İklim Politikaları
İklim Ağı temsilcileri, Türkiye’nin 2025 yılında açıkladığı iklim hedeflerine dikkat çekerek, 2023 yılında 552 milyon ton olan sera gazı emisyonlarının 2035 yılına kadar 643 milyon tona çıkarılmasının planlandığını hatırlattı. Bu durum, sera gazı salınımlarını yaklaşık yüzde 16 oranında artırmayı öngören bir strateji olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, dünyanın karbon nötr hedeflere ulaşmaya çalıştığı bir dönemde, Türkiye’nin bu artış hedefinin ciddi bir tutarsızlık teşkil ettiğini ifade ediyor.
Öte yandan, küresel ölçekte çevresel değişimler sürerken, Antarktika üzerindeki ozon deliği son 10 yılın en büyük seviyesinde seyretmeye devam ediyor. Bu tür veriler, ülkelerin iklim politikalarını daha sıkı denetlemeleri gerektiğinin altını çiziyor.
Sivil Toplumun Dışlanması ve Katılımcılık Sorunu
Mekanda Adalet Derneği İklim Adaleti Program Koordinatörü Yağız Eren Abanus, İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu’nun yapısını eleştirerek, kurulda bakanlıkların ağırlıklı olduğunu, sivil toplum ve özel sektörün ise eşit temsil edilmediğini belirtti. Abanus, COP31 Başkanı Murat Kurum ile bir yıldır görüşme talebinde bulunduklarını ancak yanıt alamadıklarını ifade etti. Ayrıca, Türkiye pavilyonunda sivil toplum etkinliklerine yer verilmezken, fosil yakıt şirketlerine alan açılmasını “ciddi bir tutarsızlık” olarak nitelendirdi.
Dünya genelinde enerji dönüşümü ve modernizasyon çalışmaları sürerken, Türkiye’nin de ulaşım ve sanayi alanında yeşil yatırımlara ağırlık vermesi bekleniyor. Örneğin, TCDD bakım modernizasyonu için 350 milyon avro finansman sağlandı, bu tür projelerin karbon ayak izini azaltmada kritik rol oynayacağı değerlendiriliyor.
Kömürden Çıkış İçin Acil Eylem Çağrısı
Greenpeace Türkiye temsilcileri, Türkiye’nin elektrik üretiminde kömürün payını 2030 yılına kadar tek haneli rakamlara indirmesi ve 2035 yılına kadar kömürden tamamen çıkması gerektiğini vurguladı. İklim Ağı, COP31’in sadece bir ev sahipliği değil, aynı zamanda Türkiye’nin kendi iklim karnesini iyileştirmesi için bir fırsat olduğunu belirtiyor.




