Dünya

İngiltere’de Palestine Action Yasak Kararı Tartışmaları Sürüyor

İngiltere'de Palestine Action'ın yasaklanmasına destek veren milletvekilleri kararlarından pişmanlık duyuyor. Siyasi ve hukuki tartışmalar derinleşiyor.

OKUMA AYARLARI
İngiltere'de Palestine Action Yasak Kararı Tartışmaları Sürüyor
İngiltere'de Palestine Action Yasak Kararı Tartışmaları Sürüyor
📍 Konum: Londra, İngiltere
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 415
🕐 Son Güncelleme: 06.11.2026 19:13

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • İngiltere’de Palestine Action adlı grubun yasaklanması için oy kullanan iktidar partisi milletvekilleri, karar sürecindeki eksiklikler ve sonuçlar nedeniyle pişmanlıklarını dile getiriyor.
  • Yasak kararının sadece şiddet içerikli eylemleri değil, barışçıl protestoları da kapsayacak şekilde geniş tutulması, siyasi çevrelerde “yetki aşımı” olarak değerlendiriliyor.
  • Yüksek Mahkeme’de süren hukuki incelemelerde, yasağın orantısız olduğu ve grubun faaliyetlerini durdurmak yerine tartışmaları alevlendirdiği savunuluyor.

İngiltere siyasetinde, Palestine Action adlı grubun yasaklanması süreci, o dönemde karara destek veren milletvekilleri arasında büyük bir huzursuzluğa yol açtı. Geçtiğimiz yıl 26’ya karşı 385 oyla kabul edilen yasaklama kararı, bugün hem siyasi hem de hukuki platformlarda ciddi şekilde sorgulanıyor. O dönemde oylamaya katılmayan 114 İşçi Partili milletvekilinin yanı sıra, karara destek veren isimlerin birçoğu mevcut tablodan duydukları rahatsızlığı ifade ediyor.

Siyasi Pişmanlık ve Güven Kaybı

Karara hayır oyu kullanan milletvekili Clive Lewis, sürecin eski Başbakan Keir Starmer’ın bıraktığı “en tehlikeli miraslardan biri” olduğunu belirterek, pek çok meslektaşının bugün benzer bir pişmanlık yaşadığını dile getirdi. İktidar partisi içindeki bazı milletvekilleri, Güvenlikten Sorumlu Devlet Bakanı Dan Jarvis’in, “barışçıl protestoların yasaktan etkilenmeyeceği” yönündeki güvencesinin pratikte karşılık bulmadığını vurguluyor.

Milletvekillerinden biri, bir pankart taşıyan protestocuların gözaltına alınmasının kabul edilemez bir “yetki aşımı” olduğunu ifade etti. Özellikle uluslararası sistemde yeni bir düzen arayışının yaşandığı bu dönemde, ifade özgürlüğünün bu denli kısıtlanması hükümete olan güveni de zedeliyor. O dönemdeki oylamanın, milletvekillerine çok kısıtlı bir inceleme süresi tanınarak ve pakete neo-Nazi gruplar da eklenerek “reddedilemeyecek bir teklif” şeklinde sunulması, kararın meşruiyetini tartışmalı hale getiriyor.

Yüksek Mahkeme’de Hukuki Savunma

Palestine Action’ın yasaklanmasının hukuka uygunluğunu sorgulayan Yüksek Mahkeme’deki süreçte ise grubun avukatları, kararın tamamen orantısız olduğunu savunuyor. Avukat Henry Blaxland, bu yasağın grubun imajını zedelemek yerine, tartışmalı konuların üzerine “benzin döktüğünü” ifade etti. Avrupa Birliği’nin stratejik uyum şartları gibi küresel gelişmelerin takip edildiği bir ortamda, Birleşik Krallık’ın iç hukukta bu denli sert bir tutum sergilemesi dikkat çekiyor.

Avukat Raza Husain ise grubun son beş yıldaki eylemlerinin sadece yüzde 1’inin gerekçe gösterilerek yasaklandığını, benzer eylemler yapan çevre ve hayvan hakları gruplarının ise aynı yaptırımlara maruz kalmadığını hatırlattı. Öte yandan, İran Deniz Kuvvetleri’nin Hürmüz Boğazı’ndaki yeni stratejisi gibi jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde, İngiltere’nin iç siyasetteki bu kutuplaştırıcı kararı, uzun vadeli toplumsal barış açısından da endişe verici bulunuyor.

Yahudi Bloku’nun avukatı Rachel Scott ise Palestine Action’ı toplumun belirli kesimlerini tehdit eden bir yapı olarak göstermenin hatalı olduğunu, kanıtların bu durumu desteklemediğini savunarak mahkemeye sunduğu belgelerle yasağın temelsiz olduğunu kanıtlamaya çalışıyor.

REKLAMŞipŞakMedya – Görev yap para kazan

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapımcı: eritir.com.tr