⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 375
🕐 Son Güncelleme: 06.11.2026 02:28
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye ile Güney Kore arasında, Sinop İnceburun’da kurulması planlanan ikinci nükleer santral projesine finansman sağlamak amacıyla bir mutabakat zaptı imzalandı.
- Anlaşma, TÜNAŞ ile Güney Kore İhracat-İthalat Bankası (KEXIM) arasında sermaye ve kredi mekanizmalarını kapsıyor.
- Uzmanlar, projenin yüksek alım garantileri ve yakıt ithalatı gereksinimi nedeniyle kamu maliyesine yük getirebileceği ve enerji bağımlılığını artırabileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye ile Güney Kore arasında enerji alanında stratejik bir adım atıldı. Seul’de gerçekleştirilen liderler zirvesi kapsamında, Sinop’ta kurulması planlanan ikinci nükleer santral projesinin finansman süreçlerini düzenleyen bir mutabakat zaptı imzalandı. Türkiye Nükleer Enerji A.Ş. (TÜNAŞ) ile Güney Kore İhracat-İthalat Bankası (KEXIM) arasında imzalanan bu anlaşma, Sinop İnceburun mevkisinde hayata geçirilmesi öngörülen 4 reaktörlü dev projenin sermaye ve kredi sağlama mekanizmalarını netleştirdi.
Sinop Projesi’nde Yeni Dönem: Japonya’dan Güney Kore’ye
Türkiye’nin nükleer enerji kapasitesini artırma hedefi doğrultusunda yeniden gündeme gelen Sinop projesi, geçmişte de benzer süreçlerden geçmişti. 2013 yılında Japonya ile başlatılan ancak güvenlik maliyetlerinin 44 milyar dolara yükselmesi nedeniyle 2019 yılında rafa kaldırılan proje, şimdi Güney Kore konsorsiyumu ile yeni bir ivme kazanıyor. İktidarın 2050 yılına kadar 20 gigavatlık bir nükleer kapasiteye ulaşma hedefi, bu hamlenin temel motivasyon kaynağını oluşturuyor. Ancak nükleer enerji gibi yüksek riskli alanlarda, AFAD son depremler verileri gibi güvenlik parametrelerinin ve doğal afet yönetimi protokollerinin titizlikle incelenmesi büyük önem taşıyor.
Kamu Bütçesi ve Alım Garantileri Tartışılıyor
Projenin en çok eleştirilen yönlerinden biri, kamu bütçesine getireceği devasa mali yük ve elektrik alım garantileri oluyor. Mevcut elektrik arzında fazlalık bulunmasına rağmen nükleer santral yatırımlarına devam edilmesi, uzmanlar tarafından “sermaye aktarım mekanizması” olarak nitelendiriliyor. Mersin Akkuyu Nükleer Santrali’nde uygulanan ve piyasa koşullarının üzerinde olan alım garantilerinin, Sinop projesinde de benzer şekilde 20 yıl boyunca 11 ila 12 sent seviyelerinde uygulanması bekleniyor. Bu durum, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ve Bitcoin fiyatındaki küresel düşüş gibi ekonomik belirsizliklerin yaşandığı dönemlerde, kamu kaynaklarının döviz cinsinden yurt dışına aktarılması riskini doğuruyor.
Enerji Bağımlılığı Artıyor mu?
Nükleer enerjinin yerli kaynaklarla dışa bağımlılığı azaltacağı iddiası, teknik detaylar incelendiğinde soru işaretleri yaratıyor. Santralin mülkiyet yapısının yabancı konsorsiyumlara bırakılması ve nükleer yakıt olan uranyumun zenginleştirilerek dışarıdan ithal edilme zorunluluğu, Türkiye’nin enerji güvenliği konusunda yeni bir bağımlılık türü yaratabilir. Projenin teknolojik altyapı ve yakıt tedariki açısından dış kaynaklara olan ihtiyacı, “yerli enerji” vizyonunun sürdürülebilirliği konusunda tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor.




