⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 370
🕐 Son Güncelleme: 06.11.2026 06:27
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Üsküdar Üniversitesi’nde görev yapmış dört akademisyen, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör hakkında İstanbul’da ayrı ayrı dava açtı.
- Akademisyenler mahkeme dilekçelerinde akademik faaliyetlerden dışlandıklarını, itibarsızlaştırıldıklarını, liyakatsizlik ve kurgusal disiplin soruşturmalarıyla istifaya zorlandıklarını öne sürdü.
- Hakkındaki suçlamaları reddeden Rektör Güngör iddiaların temelsiz olduğunu belirtirken, yargı sürecinin ardından gözler mütevelli heyetine çevrildi.
İstanbul’daki Üsküdar Üniversitesi, akademisyenler ile yönetim arasında yaşanan yargı kriziyle gündeme geldi. Kurumda farklı dönemlerde görev yapmış olan dört akademisyen, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör hakkında hukuki süreç başlattı. Akademisyenlerin avukatları aracılığıyla mahkemeye sunduğu dilekçelerde, rektörlük yönetimi tarafından sistematik baskılara maruz kaldıkları ifade edildi.
Üniversite bünyesinde infial yaratan süreç, Prof. Dr. Aylin Tutkun Ünal, Dr. Neslihan Bulur Demirel, Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal ve Dr. Yıldıray Keskin’in yargı yoluna gitmesiyle resmiyet kazandı. Dört ayrı dosya halinde mahkemelere taşınan iddialar arasında akademik faaliyetlerden dışlanma, kurgusal disiplin soruşturmaları, itibar zedelemeye yönelik girişimler ve şantaj yoluyla istifaya zorlama gibi ağır ithamlar yer alıyor.
“Gece Yarısı Sorgulandım” ve Pasifize Edilme İddiaları
Üsküdar Üniversitesi’nde yedi yıl boyunca görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, rektörlük koltuğunda oturan Nazife Güngör’ün organize baskılarına maruz kaldığını savundu. Fakültedeki asistanların ve meslektaşlarının yanında sürekli küçük düşürüldüğünü belirten Kırmızısakal, hakkınsa “problemli, kavgacı ve psikolojisi bozuk” algısı yaratılarak itibar suikastı düzenlendiğini öne sürdü.
Benzer şekilde, 2018 yılından bu yana kurumda akademik çalışmalarını yürüten Neslihan Bulur Demirel de rektör hakkında manevi tazminat davası açtı. Demirel dilekçesinde, sistematik biçimde dışlandığını, görev tanımı dışında kişisel işlerde çalıştırıldığını ve mesai saatleri dışında zorlamalara maruz kaldığını kaydetti. Yaşanan bu gelişmeler, tıpkı çalışma hakları ve işçi sendikası süreçleri gibi akademik platformlarda da hak arama hürriyetinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Rektör Nazife Güngör’den Açıklama
Hakkında yöneltilen mobbing iddialarıyla mahkemeye verilen Rektör Prof. Dr. Nazife Güngör ise akademik camiada mobbing üzerine yazdığı akademik yazılarla tanınan bir isim. Suçlamalarla ilgili yöneltilen soruları yanıtlayan Güngör, iddiaların tamamen temelsiz olduğunu, akademisyenlerin birbirlerinden etkilenerek bu yola başvurduklarını savundu.
Üniversite içerisinde yaşanan bu derin kriz yargı aşamasına taşınırken, benzer idari ve toplumsal tartışmaların yakından takip edildiği bilinmektedir. Öte yandan, kamuoyunda ve ilgili platformlarda kurumsal şeffaflık ve idari denetim kriterleri sıklıkla masaya yatırılıyor. Yargı sürecinin nasıl sonuçlanacağı ve üniversitenin mütevelli heyetinin konuya nasıl müdahale edeceği önümüzdeki günlerde netleşecek.




