⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 403
🕐 Son Güncelleme: 06.11.2026 23:46
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Yunanistan basını, Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki mutabakatı karşısında Atina yönetiminin stratejik hatalar yaptığını ve zamanında adım atamadığını kabul etti.
- Libya Temsilciler Meclisi’nin mutabakatı onaylaması, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki tezlerine vurulan en son darbe olarak değerlendirildi.
- Atina’nın geçmişte Mısır ve Libya ile zamanında anlaşma imzalamayarak büyük bir rahatlığa kapıldığı ve Ankara’nın hamlelerini öngöremediği vurgulandı.
Doğu Akdeniz’de dengeleri değiştiren Türkiye-Libya deniz yetki mutabakatı, bölgedeki jeopolitik denklemi Ankara lehine güçlendirmeye devam ediyor. Türkiye’nin denizlerdeki haklarını ortak bir zeminde buluşturan bu stratejik adım, uzun yıllardır bölgede hak iddia eden Yunanistan’ın temelsiz tezlerini çıkmaza soktu. Konuya ilişkin diplomatik gelişmeler yakından takip edilirken, Atina cephesinden gelen itiraf niteliğindeki analizler dikkat çekiyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin Libya Başbakanı Fayiz es-Serrac tarafından imzalanan mutabakat, Atina’da pişmanlık yarattı. Sürecin en somut kırılma noktalarından biri ise Libya Temsilciler Meclisi’nin deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair imzalanan Mutabakat Zaptı’nı resmi olarak onaylaması oldu. Bu hamle, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki diplomatik yalnızlığını derinleştiren yeni bir darbe olarak kayıtlara geçti.
Yunan Basınından Atina Yönetimine Ağır Eleştiri
Yunanistan merkezli Kathimerini gazetesinde yer alan kapsamlı bir analizde, Atina yönetiminin Libya politikası sert bir dille eleştirildi. Ülke medyasında yer alan değerlendirmelerde, Yunanistan’ın yıllar içinde yaptığı stratejik hataların bugünkü çıkmazı doğurduğu ifade edildi. Analizde, “Eğer yirmi yıldan daha uzun bir süre önce Mısır ve Libya ile deniz sınırlandırma anlaşmaları imzalamış olsaydık, şu anki çıkmazda olmazdık” denilerek kaçırılan büyük fırsatlara dikkat çekildi.
Uluslararası alanda atılması gereken adımların zamanında atılamadığı, geçmişteki diplomatik süreçlerde yeterli öngörünün sergilenemediği vurgulandı. Benzer konularda Dışişleri Bakanlığından Doğu Akdeniz Açıklaması ile ortaya konulan kararlı duruş, Ankara’nın sahadaki haklılığını bir kez daha tescilledi.
“Kendimizi Rahatlığa Kaptırdık”
Analizin en çarpıcı bölümlerinden biri ise Atina’nın kendi eylemsizliğini eleştirdiği satırlar oldu. Koşulların çok daha elverişli olduğu dönemlerde öngörülü hareket edilemediği itiraf edilerek, “Kendimizi rahatlığa kaptırdık ve başkalarının hamlelerini öngöremedik. Eksikliklerin listesi uzun. Adil, bilgili eleştiriler ve sorumluların hesap vermesi için bolca alan var” ifadelerine yer verildi. Benzer şekilde, bölgesel meselelerde Türkiye’nin kararlı diplomasisi karşısında dış politika vizyonunun yeniden şekillendirilmesi gerektiği, konunun Hakan Fidan Kıbrıs’ta İki Devletli Çözümün En Gerçekci Yol Olduğunu Belirtti haberinde de görüldüğü üzere bütüncül bir strateji gerektirdiği vurgulanıyor.
Haberde, Yunanistan’ın ABD, İsrail ve Mısır ile iş birliği yaparak Türkiye’nin hamlelerine karşı koyma çabalarının yetersiz kaldığına işaret edildi. Uzmanlar, Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki kararlı ve hukuki adımlarının bölgesel dengeleri kalıcı olarak değiştirdiğini ve Yunanistan’ın bu gerçeği kabullenmek zorunda kaldığını belirtiyor.




