⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 351
🕐 Son Güncelleme: 07.11.2026 10:55
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 5 Kasım tarihinde Mekke Anlaşması onaylanırken, oylamada muhalefet partilerinden yüksek oranda fire verildiği görüldü.
- Siyasetçi Aydemir Güler, Meclis’teki partilerin oylamaya katılım oranlarını eleştirerek geniş kamuoyunun bu detaylara erişemediğine dikkat çekti.
- Güler, Türkiye’nin dış politikadaki risklerine karşı karar mekanizmasının halka düştüğünü belirterek net bir uyarıda bulundu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 5 Kasım’da onayladığı Mekke Anlaşması, siyaset kulislerinde ve kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan deneyimli siyasetçi Aydemir Güler, Meclis’teki partilerin tutumunu ve oylama sürecindeki fire oranlarını sert bir dille eleştirdi. Anlaşmanın onay sürecinde yaşanan katılım düşüklüğünün, meclis aritmetiğinin ve siyasi partilerin yaklaşımlarının bir aynası olduğunu belirtti.
Mekke Anlaşması Meclis Oylamasında Yüksek Fire Oranı
TBMM’de gerçekleştirilen oylamada, AKP ve MHP’nin yanı sıra HüdaPar, DSP ve CHP’nin oluşturduğu bloğun katılımda ciddi fireler verdiği ifade edildi. Toplamda 104 milletvekilinin evet oyu verebilecek konumda olmasına rağmen oturuma katılmadığı veya oy kullanmadığı tespit edildi. Özellikle muhalefet partilerindeki katılım oranlarının düşüklüğü dikkat çekti; TİP üçte iki, İyi Parti ve EMEP yüzde elli, Yeni Parti ise üçte bir oranında oylamaya iştirak etmedi. DEM Parti ve Demokratik Bölgeler Partisi kanadında ise fire oranının yüzde 62’yi bulduğu kaydedildi.
Bu tablonun geniş kamuoyu tarafından doğrudan takip edilemediğini belirten Güler, vekillerin oturumlara katılmamasının siyasi bir vurdumduymazlık örneği olduğunu vurguladı. Benzer şekilde, dış politika gelişmelerini izleyen uzmanlar da Moldova Türkiye ve 11 Ülkeye Vize Zorunlugu Getirebilir yönündeki uluslararası risklerin yanı sıra bölgesel krizlerin yakından takip edilmesi gerektiğini belirtiyor.
“İş Halka Düştü Demektir”
Meclis’teki mevcut tablonun halkın gerçek gündeminden ve kaygılarından uzaklaştığını savunan Aydemir Güler, ülkenin geleceği açısından kritik uyarılarda bulundu. Parlamento içindeki denge ve denetleme mekanizmalarının işletilemediği durumlarda inisiyatifin doğrudan toplumsal muhalefete geçtiğini ifade eden Güler, “Türkiye çocuklarını Yemen çöllerine göndermeyecekse iş başa, yani halka düştü demektir” diyerek durumun vahametini özetledi.
Uzmanlar ve siyasi gözlemciler, küresel ölçekte yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmelerin Türkiye’ye yansımalarını değerlendirirken, gerek iç politika gerekse dış ilişkiler başlığında atılan adımların şeffaf bir şekilde tartışılması gerektiğini savunuyor. Bu kapsamda Emekli ve Memur Maas Artis Tahminleri Uzmanlardan Kritik Veriler gibi ekonomik meselelerin yanı sıra stratejik anlaşmaların da toplumsal süzgeçten geçmesi gerektiği sıkça dile getiriliyor.




