⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 361
🕐 Son Güncelleme: 08.11.2026 09:26
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Yazar Aziz Tunç, Kürtlerin varlığının inkâr edilememesinin büyük bedellerle elde edilen bir hak olduğunu ifade etti.
- Devlet yetkililerinin “inkârı ortadan kaldırdık” söyleminin ödenen bedellere saygısızlık ve hak gasbı anlamına geldiğini savundu.
- Devletin toplumda ırkçılığı geliştirerek sürece karşı bir kamuoyu oluşturma stratejisi izlediğini öne sürdü.
Türkiye’de gündemdeki sıcaklığını koruyan hak ve özgürlükler tartışmalarına yönelik değerlendirmeler devam ederken, yazar Aziz Tunç konuya ilişkin dikkat çekici eleştirilerde bulundu. Medya ve düşünce dünyasında yankı uyandıran açıklamalarda Tunç, Kürtlerin varlığının inkâr edilememesi durumunun halkın ödediği büyük bedellerin bir sonucu olduğuna dikkat çekti. Yazısında, devlet yetkililerinin bu konudaki söylemlerini ve izlenen politikaları masaya yatırdı.
“İnkârı Ortadan Kaldırdık” Söyleminin Anlamı
Aziz Tunç, yetkililerin sıklıkla dile getirdiği “Kürtlerin inkârını ortadan kaldırdık” açıklamasının gerçeği yansıtmadığını belirtti. Bu tür söylemlerin hem geçmişte ödenen bedellere saygısızlık teşkil ettiğini hem de elde edilen hakların gasp edilmesi anlamına geldiğini ifade etti. Kürtlerin varlığının kabul edilmesinin tek başına yeterli olmadığını, bunun doğal bir sonucu olarak temel hakların da verilmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut durumda Kürtlerin haklarının verilmediğini belirten Tunç, sadece “varlığı kabul ettik” demenin sorunu çözmediğini ve beklentileri karşılamadığını dile getirdi.
Toplumsal Atmosfer ve Devlet Politikaları
Yazıda devletin süreç içerisindeki tutumuna dair çelişkili görünen durumlara da değinildi. Devletin bir yandan sürecin ilerlemesini istediğini beyan ederken, diğer yandan süreci engelleyen ırkçı ve gerici bir toplumsal atmosferin oluşmasına zemin hazırladığını savundu. Bu durumun dışarıdan bir paradoks gibi görünebileceğini ancak temelde bilinçli bir strateji barındırdığını ifade etti.
Bu bağlamda Türkiye gündemini meşgul eden farklı konular, Türkiye’de miras hukuku ve paylaşım süreçleri gündemde başlığında olduğu gibi hukuki ve toplumsal alandaki yapısal tartışmalarla da sıkça kesişmektedir. Toplumsal yapının dönüştürülmesi ve kamuoyu algısının yönetilmesi sürecinde benzer yaklaşımların farklı alanlarda da görülebildiği uzmanlar tarafından ifade edilmektedir.
Baroların Rolü ve Kamuoyu Oluşturma
Devletin toplumda ırkçılığı ve karşıtlığı geliştirerek bir kamuoyu oluşturmayı hedeflediğini öne süren Tunç, barolar gibi toplumsal etki gücü yüksek kurumların bu süreçte araçsal olarak kullanılmaya çalışıldığını belirtti. Bu yolla elde edilen barış ve demokrasi karşıtı atmosferin, ilerleyen süreçte Kürt siyasetine karşı bir pazarlık unsuru olarak masaya getirileceğini iddia etti. Gündemdeki bu tür politik ve hukuki gelişmeler, tıpkı Adalet Bakanlığı raporu: cezaevlerindeki çocuk sayısı arttı haberinde olduğu gibi ülkenin kronikleşmiş adalet ve hak arayışı meseleleriyle doğrudan ilişkilendirilmektedir.




