⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 389
🕐 Son Güncelleme: 08.11.2026 18:56
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İngiltere’nin başkenti Londra’da Türklerin yoğun olarak yaşadığı Tottenham bölgesinin milletvekili David Lammy, İçişleri Bakanlığı’nın Ankara Anlaşması kapsamındaki Türk iş insanlarına yönelik tutumunu sert bir şekilde eleştirdi.
- İngiliz basınına yansıyan verilere göre, kalıcı oturum başvurularında onay oranları geçen yıla kıyasla büyük bir düşüş gösterirken, bazı başvurular gerekçesiz veya ani kural değişiklikleriyle reddedildi.
- Yaşanan bu durum, tarihteki “Windrush Skandalı” ile kıyaslanarak hükümete acil harekete geçme ve süreci yeniden değerlendirme çağrısı yapıldı.
Londra, İngiltere – Birleşik Krallık’ta Türk iş insanlarını yakından ilgilendiren Ankara Anlaşması merkezli vize ve oturum süreçleri, siyasetin ve basının en üst sıralarındaki yerini koruyor. Ülke genelinde yaşanan idari aksaklıklar ve katı tutumlar, geçmişteki büyük göçmen krizlerini hatırlatan tartışmaları da beraberinde getirdi.
Türk nüfusunun yoğun olarak ikamet ettiği Tottenham bölgesinin milletvekili ve eski Dışişleri Bakanı David Lammy, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, İçişleri Bakanlığı’nın uygulamalarını eleştirdi. Lammy, kalıcı oturum hakkı talep eden Türk girişimcilere yönelik muamelenin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Ankara Anlaşması Başvurularında Ciddi Düşüş
İngiliz basınında yer alan analizlere göre, 2020 yılında sona eren Ankara Anlaşması vize türüyle ülkeye yerleşen Türk iş insanlarının kalıcı oturum başvurularında dikkat çekici bir azalma kaydedildi. Geçtiğimiz yılın ocak-haziran döneminde 3 bin 378 başvuru onay alırken, bu yılın aynı periyodunda onaylanan başvuru sayısının 745’e gerilemesi dikkat çekti. Uzmanlar, bu durumun küresel çaptaki diplomatik ve ekonomik dengeleri etkileyen diğer uluslararası krizlerle benzer bir oranda altyapı ve idari aksaklıkları da beraberinde getirdiğini belirtiyor.
Reddedilen dosyalar arasında yer alan bazı örnekler, kamuoyunda şaşkınlık yarattı. Kovid-19 pandemisi sürecinde Türkiye’de kansere yakalanan ve İngiliz sağlık sistemi NHS’in risk uyarısı nedeniyle seyahat edemeyen bir Türk kadınının sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalması, sürecin ne denli katı yürütüldüğünü gözler önüne serdi. Benzer şekilde, başvuru formunda talep edilmediği hâlde sosyal medya hesabını beyan etmediği gerekçesiyle reddedilen iş insanı dosyaları da tepkilerin odağında yer alıyor.
Windrush Skandalı Benzetmesi ve Hükümete Çağrı
Yaşanan mağduriyetleri değerlendiren David Lammy, mevcut durumu 1948-1973 yılları arasında Karayipler’den gelen göçmenlerin maruz kaldığı ve “Windrush Skandalı” olarak bilinen büyük idari hata zincirine benzetti. Resmi davetle gelen bireylerin daha sonra kaçak muamelesi görmesine benzer bir tablonun Türk vatandaşları için de oluşabileceği uyarısında bulundu.
Öte yandan, dünyadaki diğer siyasi ve ekonomik gelişmeler de ülkelerin iç göç politikalarını yakından etkiliyor. Tıpkı yasal ve hukuki düzenlemelerin ülkelerin geleceğini şekillendirmesi gibi, İngiltere’deki bu idari kararların da uzun vadede ikili ilişkileri zedeleyebileceği ifade ediliyor. İçişleri Bakanlığı ise suçlamaları reddederek her başvurunun kendi özelinde ve geçmişteki standartlara uygun olarak değerlendirildiğini savundu.




