⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 364
🕐 Son Güncelleme: 08.11.2026 14:08
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Bir banka şubesinde yöneticinin çalışanlara yönelik sistematik baskısı ve tuvalet kullanımını kısıtlayan talimatları dava konusu oldu.
- Yerel mahkeme, yöneticinin rencide edici tutumunu ve uyguladığı yıldırma politikalarını mobbing olarak değerlendirdi.
- Yargıtay süreciyle kesinleşen kararda, çalışanın manevi tazminat hakkı korunarak kurumsal baskı uygulamalarına emsal bir sınır getirildi.
Türkiye’de iş hukukunu yakından ilgilendiren önemli bir yargı kararı, iş yerlerinde uygulanan psikolojik taciz (mobbing) konusunda yeni bir dönemi başlattı. Uzun yıllar bankacılık sektöründe görev yapan bir çalışanın, yöneticisi tarafından maruz bırakıldığı sistematik baskı ve onur kırıcı talimatlar karşısında açtığı dava, yargı tarafından haklı bulundu. Mahkeme, özellikle tuvalet kullanımı ve mola sürelerine dair kısıtlamaları “kişilik haklarına saldırı” olarak nitelendirdi.
Mobbing Davasında “Tuvalet Kısıtlaması” Detayı
Davacı bankacı, 13 yıllık çalışma hayatının ardından karşılaştığı sert yönetim anlayışını mahkemeye taşıdı. Şube müdürünün, çalışanlara gönderdiği e-postalarda mola sürelerini aşmamaları konusunda sert uyarılarda bulunduğu, hatta “sık tuvalete gidilmemesi ve ishal olunmaması” yönünde onur kırıcı ifadeler kullandığı ortaya çıktı. Bu durum, sağlık hizmetlerine erişim gibi temel insani ihtiyaçların iş yerinde bir baskı aracı olarak kullanılamayacağını bir kez daha gözler önüne serdi.
İş Yerinde Sistematik Baskı ve Yalnızlaştırma
Dava dosyasında yer alan bilgilere göre; müdürün, çalışanı diğer personelin önünde rencide ettiği, “şerefsiz” ve “karaktersiz” gibi ifadeler kullandığı iddia edildi. Ayrıca, çalışanın oturma düzenini değiştirerek sürekli gözlem altında tutulması ve yalnızlaştırma politikaları uygulanması, mahkeme tarafından mobbingin somut göstergesi olarak kabul edildi. Yaşanan bu süreç, tıpkı sosyal yaşamdaki adalet kavramı gibi, iş ortamında da etik değerlerin korunması gerektiğini vurguluyor.
Yargıdan Emsal Karar: Tazminat Hakkı Doğdu
Banka yönetimi, disiplin kurulu kararlarıyla mobbing iddialarını reddetmeye çalışsa da mahkeme, sunulan kanıtlar ve tanık beyanları doğrultusunda davacıyı haklı buldu. Depresyon ve hipertansiyon gibi sağlık sorunları yaşadığı belgelenen çalışana manevi tazminat ödenmesine karar verildi. Bu karar, iş yerlerinde yöneticilerin “işin gerekleri” adı altında çalışanların temel insani haklarını kısıtlayamayacağını, aksi takdirde hukuki yaptırımlarla karşılaşacaklarını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Uzmanlar, iş yerinde huzursuzluk yaratan bu tür uygulamaların sadece çalışan sağlığını bozmakla kalmadığını, aynı zamanda kurumun iş verimliliğini de düşürdüğünü belirtiyor. Çevresel ve toplumsal sorunların çözümünde olduğu gibi, iş yerindeki huzur ortamının tesisi de hukuki kuralların doğru uygulanmasına bağlıdır.




