Washington D.C. – ABD Merkez Bankası (Fed) Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), iki gün süren kritik toplantısının ardından federal fonlama faiz oranını üst üste beşinci kez değiştirmeyerek yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tuttu. Bu karar, küresel piyasalar tarafından yakından takip edilirken, komite üyeleri arasında yaşanan ayrışma dikkatleri çekti. Karar, 12 üyeli komitede 9’a karşı 3 oyla alındı. Bu durum, Fed’in para politikası geleceğine ilişkin farklı beklentileri de ortaya koydu.
29 Temmuz 2026 tarihinde, saat 21:22’de açıklanan bu karar, ABD ekonomisinin gidişatı ve küresel enflasyon baskıları açısından büyük önem taşıyor. Faizlerin sabit tutulması, bir yandan ekonomik büyümeyi destekleme çabası olarak yorumlanırken, diğer yandan yükselen enflasyon risklerine karşı Fed’in ne kadar sabırlı olacağı sorusunu gündeme getirdi.
Faiz Artırımı Talepleri ve Komite İçi Ayrışma
FOMC toplantısında üç üye, enflasyonla mücadele kapsamında faizlerin 25 baz puan artırılması yönünde oy kullandı. Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, Dallas Fed Başkanı Lorie Logan ve Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari, mevcut enflasyonist baskılar karşısında daha agresif bir duruş sergilenmesi gerektiğini savundu. Fed tarihinde bir kararda bu denli yüksek sayıda üyenin çoğunluğa karşı oy kullanması, nadir görülen bir ayrışma olarak kayıtlara geçti. Bu durum, komite içinde enflasyon beklentileri ve para politikası araçlarının kullanımı konusunda farklı görüşlerin bulunduğunu açıkça gösteriyor.
ABD’de yıllık tüketici enflasyonu, Haziran ayında yüzde 3,5 seviyesine gerilemiş olsa da Fed’in yüzde 2’lik uzun vadeli hedefinin oldukça üzerinde seyretmeye devam ediyor. Bu durum, fiyat istikrarını sağlama misyonunu üstlenen Fed için önemli bir zorluk teşkil ediyor. Özellikle küresel jeopolitik gelişmeler, enflasyonist baskıları artırma potansiyeli taşıyor. Örneğin, İran’daki savaşın petrol, enerji ve gübre fiyatları üzerindeki yükseltici etkisi, önümüzdeki dönemde enflasyonun yeniden hızlanabileceği yönündeki endişeleri artırıyor. Bu bağlamda, Petrol fiyatları 25 Mayıs: Petrol fiyatları düştü mü, ne kadar oldu? Brent petrol varil fiyatı ne kadar? başlıklı haberimiz de konunun küresel etkilerini gözler önüne seriyor.
Fed Başkanı Warsh’tan Fiyat İstikrarı Vurgusu
Fed Başkanı Kevin Warsh, göreve gelmesinin ardından yaptığı açıklamalarda, fiyat istikrarının sağlanmasına öncelik vereceklerini belirtmişti. Ancak Warsh, faizlerin gelecekteki seyrine ilişkin net bir yönlendirmede bulunmaktan kaçındı. Bu belirsizlik, piyasalarda farklı yorumlara neden olurken, uzmanlar Fed’in atacağı adımları dikkatle izlemeye devam ediyor.
EY-Parthenon Başekonomisti Gregory Daco, Fed yetkililerinin enflasyon konusundaki sabrının azaldığını ve fiyat artışlarının yüzde 2 hedefine yaklaşmaması durumunda faiz artırımına hazır olduklarını ifade etti. Daco’nun bu yorumları, Fed’in gelecekteki toplantılarında faiz artırımı opsiyonunu masada tuttuğuna işaret ediyor. Özellikle ECB’den kritik sigorta hamlesi: Eylül ayında faizler yeniden artıyor mu? gibi diğer merkez bankalarının da benzer endişeler taşıması, küresel çapta bir faiz artırımı döngüsünün yaşanabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Gelecek Dönem İçin Beklentiler
KPMG Başekonomisti Diane Swonk ise Haziran ayındaki görece düşük enflasyon verisinin Fed’e şimdilik bekleme alanı sağladığını ancak yılın ilerleyen dönemlerinde iki faiz artışının gündeme gelebileceğini belirtti. Swonk’un bu değerlendirmesi, Fed’in mevcut duruşunun geçici olabileceği ve enflasyonun seyri doğrultusunda agresif adımlar atabileceği sinyalini veriyor. Bu durum, yatırımcılar ve piyasa aktörleri için önümüzdeki aylarda Fed’in açıklamalarını ve ekonomik verileri daha yakından takip etmeyi zorunlu kılıyor.
Özetle, Fed’in faizleri sabit tutma kararı, mevcut ekonomik koşullar altında bir denge arayışı olarak yorumlanabilir. Ancak komite içindeki ayrışma ve uzmanların yorumları, enflasyon riskinin ciddiyetini ve gelecekte olası faiz artırımlarının kaçınılmaz olabileceğini gösteriyor. Küresel ekonomideki belirsizlikler ve jeopolitik gerilimler, Fed’in para politikası kararlarını daha da karmaşık hale getirecek gibi görünüyor. Bu bağlamda, özellikle Orta Doğu’daki gelişmeler, İran basını, Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Lark Adası’ndan patlama sesleri geldiğini bildirdi gibi haberlerle yakından izlenmeye devam ediyor ve küresel enerji piyasaları üzerinde doğrudan etki yaratıyor.



